Kanayan Ay

*Buraya random gothic cadılı söz geliyor*
 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Geçmişin Gölgesinde Yeniden Buluşmak~

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Eadwyn N. Eveas
Kirli Kan
Kirli Kan
avatar

Mesaj Sayısı : 135
Kayıt tarihi : 14/01/12

MesajKonu: Geçmişin Gölgesinde Yeniden Buluşmak~   Ptsi Ocak 16, 2012 8:01 pm

Bir kez daha buraya geleceğini eğer önceden bilseydi, büyük ihtimalle ayakları bu yola sapmadan önce hemen yönünü değiştirerek başka bir yere kaçardı. Ancak kasabanın kapılarından çoktan içeri girmiş olduğu için çıkıp çıkmamak konusunda emin olamıyordu. Dönüp içeri girdiği kocaman, dev gibi taştan kapıya bakınca ne yapmak istediğinden emin olup derin bir nefes vererek at arabaları için yapılmış, küçük taşların arasından otlar fışkıran yolun kenarından yürümeye devam etti. Etrafta nefis bir hanımeli kokusu vardı, hoşuna gitmişti.

Yürüdükçe kasabanın içine daha da giriyor, kulaklarına daha da çok gürültü geliyordu. Kararını sorgulamayacaktı. Buraya gelmişse gelmişti ve yıllar önce terk edip gittiği bu yeri tekrardan tanıma fırsatını değerlendirmeyi istiyordu.

Boyası dökülmüş evlerin arasından süzülerek yürürken başındaki kızıl pelerini indirerek gümüş rengi saçlarını salarak gökyüzüne baktı. Güneş bulutların arkasındaydı ve uzaktan kara bulutlar yağmurun habercisiydiler. Yağmur bereketiyle toprağı ödüllendiresiye kadar dışarıda dolanmaktan memnun olacağına karar verip ilerlemeye devam etti. Her adım gittikçe tereddütle dolduğunda durdu. Bu kadar dışlandığı bir yere geri dönmekle acaba doğru olanı mı yapmıştı? Küçükken ona taş atarlardı, şimdi tanısalar da atarlar mıydı?

Bilmesinin tek yolu kasabanın merkezine daha çok yaklaşıp tanıdık yüzlerle karşılaşmaktı. Fakat tanıdık yüzlerin karşısına çıkacak olması fikri onu ürküttü. Ya kazayla üvey kardeşinin önüne çıkarsa ve üvey kardeşi onu tanıyıp bütün nefretini üzerine eski zamanlardaki gibi kussaydı? Hala onun tekmelerinin, yumruklarının verdiği acıyı narin teninde hissedebiliyordu. Ne kadar da zavallıydı! Ve bir o kadar da korkak. Ama yine de hareket etti.

Bilindik bir meydana gelip insan kalabalığını görünce önce biraz şaşırdı, sonra etraftaki koşuşturmaları, yerlere saçılan meyve sebzeleri, ortalıkta rengarenk elbiseleriyle fink atan çingeneleri görünce kasabada pazar kurulduğunu anlayarak rahatladı. Ama içindeki o huzursuzluk bir türlü geçmiyordu ne yazık ki. Hep o dışlanış duygusu yüreğinde yer edinmişti. İnsanların kendisi hakkında çıkardığı her dedikodu kalbinde derin yararlar açmıştı. Küçük bir çocuktu daha, yapmadığı suçların kefili oluyor, sert sözcüklerle bir hiçmişçesine hırpalanıyor, ucubeden farksız davranılıyordu. Kaç defa oyun arkadaşı diye bulduğu kendisine nazik davranan çocukların anneleri tarafından sürüklene sürüklene kendisinden uzaklaştırıldığına tanık olmuştu. Her seferinde canı daha da çok yanmıştı. Hele ki her şeyden daha çok sevdiği babasının ölümüne yol açtığıyla ilgili yalanlar etrafta dolaşmaya başlayıp çocuklar gelip böyle bir palavrayı yüzüne vurunca daha fazla dayanamayıp kendisini bu kasabadan dışarı atmıştı. O günden beri de ilk defa buraya ayak basıyordu.

Annemin cadı olması benim suçum değil, diye geçirdi içinden eski kendisi olsa bütün suçu kabullenecek olduğunu bilerek. Onun hakkında fazla bir şey de bilmiyordu, tek bildiği annesinin tüm güzel özelliklerini aldığıydı. Ama bu güzelliğin zehirli olduğuydu. En azından babası böyle söylemişti. Fakat korkunç bir kadın olduğunu da duymuştu, çünkü babasıyla zorla ilişkiye girmişti. Zavallı adam! Bu öğrenilince ne hallere düşmüştü! Her şeyden çok sevdiği karısı onu terk edip zengin bir tüccarın kollarına atıvermişti kendini. Bunun içinde suçlanan her şeyden habersiz dört yaşındaki küçük bir çocuk olmuştu.

Alevleri de çok net hatırlıyordu, tüm manzarayı yutan o görkemli kızıl alevleri. Annesini yutmuştu bu alevler. Genç kadının kulak tırmalayan çığlıklarını hala dün gibi hatırlıyordu. Unutmak istercesine başını iki yana salladı.

Kalabalığın içine daldığında karnının acıktığını fark etmiş olacak kendisini bir portakal tezgahının önünde buluvermişti. Fazla parası yoktu, hatta neredeyse hiç parası yoktu. Ama yine de bütün parasını portakallara ayıracak kadar cömert davranarak kendisini ödüllendirdi. Şimdide bütün kalabalıktan sıyrılıp sessiz sakin bir köşeye yerleşmiş, yüksek bir kaldırım taşının üstünde kristal mavisi gözlerini bir evin kırık dökük kapısına dikerek kendisini ne diye ödüllendirdiğini merak ediyordu. Kucağındaki portakallardan birini alarak uzun parmaklarıyla özenle soymaya başladı. Ağzına ilk attığının enfes sulu tadının zevkini çıkarmak için sindire sindire yedi. Hafifçe gülümsüyordu, nedense sadece bu portakal bile onu mutlu etmeye yetmiş gibiydi. O hülyalı hülyalı portakallarının tadını çıkaradursun, arkasında onu fark etmiş kişinin varlığından haberdar bile değildi.


●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leodewin d' Estournel
Avcı
Avcı
avatar

Mesaj Sayısı : 49
Kayıt tarihi : 15/01/12

MesajKonu: Geri: Geçmişin Gölgesinde Yeniden Buluşmak~   Çarş. Ocak 18, 2012 1:05 pm

Ne halt etmeye burdayım ben?

Uzun yıllar önce dikildiği bu kasaba girişinde yeninden dikiliyor olmak pek de nostaljik hissettirmemişti ona.Aslında hiçbir şey hissettirmemişti de denilebilirdi.Şu anda da, daha önce geldiğinde de buraya gelmesinin bir amacı vardı ve o amaçlar dışında hiçbir şey de ilgilendirmemişti onu.Biri avcı olmasının getirdiği görevleri yerine getirmek üzereydi.Şimdiki amacı ise bu görevlere ihanet etmek...Bir kez daha.

Derin bir nefes aldı ve hızlı,kendinden emin ve güçlü adımlarıyla kasabanın kapılarından geçti.Her ne kadar oraya gitmesi aptalca olduğunu düşünse de -bir insanın sürekli kaçmak isteyip de sonunda başardığı bir yere dönmesi pek akıl karı değildi- kaybedecek tek bir saniyesi bile yoktu.Tabi oraya gitmesi başlı başına bir zaman kaybı da olabilirdi.Ama başka arayacak yeri de kalmamıştı.Gidebileceği her yere baktım sonuçta.

İki yanını sarmış olan, eski püskü ve bakımsızlıktan ölen evlerin arasından hızla geçerken bakışlarının evlerin bulunduğu yere doğru kaymasına engel olamıyordu.Ha yıkıldı ha yıkılacak evlere gözlerini kısarak bakıp bir yandan da yürümesine devam ediyordu.Bunu yaparken de ikinci kez gördüğü bu manzara eski anılarını canlandırıyor ve bu manzara acımasızca kafasına kazınıyordu.Yine.

Çevresindeki insanlar bu hatırlamadıkları yabancıya garip garip bakarken, Leo, onları zerre kadar umursamayarak yolun ortasında durdu ve elini sertçe alnına vurdu.Evet, eski anıları tekrardan uçuşuyordu zihninde ve o anda Leo'nun gözleri kapatıp o anıları tekrar görmekten başka yapacak bir şeyi de yoktu.Yıllar önce bu kasabaya tekrar gelişini hatırladı.Avcılık görevini yerine getirdikten sonra gördüğü o melez çocuğu hatırladı.Yaşlı, kederli ama bir o kadar da güzel gözleriyle çocuğun kendisine öldürülmek için nasıl yalvardığını hatırladı.Nedenini bilemeyerek öldüremediği o çocuğu...Kendi yaptığına inanamayarak yanına aldığı o çocuğu...Kendisini terk eden ve bulmak için her şeyi göze aldığı o çocuğu...Eadwyn!

Birden bire gözlerini açtı ve çevresindeki insanların ona bakıp birbirlerine bir şeyler fısıldaşmakta olduklarını gördü.Kaşlarını çatarak onlara pek de hoş olmayan bir bakış fırlattıktan sonra kafasını sallayıp içinde boğulmakta olduğu anı selini kafasından attı ve hızla yürümeye devam etti.Ama bir yandan da o zamanki ve şu anki davranışlarının nedenini de merak etti elinde olamayarak.Ama bilmiyordu.Neyin onu öyle şeyler yapmaya ittiğini bilmiyordu.Ne neden bir melezi yanına aldığını ne de şuan umutsuzca onu aradığını...Tek bildiği bu davranışların nedenini bilmediğiydi.Ve belki de uzun bir zaman boyunca da bilemeyecekti.

Bir anda çevresindeki insan kalabalığının daha arttığını ve ortamın daha da gürültülü hale geldiğini fark etti.Bir an için şaşkınca çevresine baktıktan sonra bir pazar yerinin içinde olduğunu anladı.Bir an için bir sonraki adımını atmak için tereddüt etse de bu tereddüdü kısa süre içinde kayboldu ve pazar yerine doğru ilk adımını attı.İlk olarak bu yerden çıkmayı düşünmüştü.Ama sonradan yiyecek bir şey bulmanın pek de fena bir fikir olmadığına karar verdiğinden yürümeye devam etmişti.Eh, onun gibi birinin bile bedensel ihtiyaçlarını karşılaması gerekiyordu belki de.

Aradığını tezgahların arasından hızlı hızlı geçip kendine uygun bir yiyecek almaya çalışırken buldu.Yoksa o...Eadwyn?!Hayretle gözlerini açan Leo,tezgahtara tek bir kelime etmeden alacaklarını bir kenara koyup portakal tezgahının ordaki genç adamı ,hafifçe yaklaşarak, izlemeye başladı.Evet! Yanılıyor olamazdı!O uzun, gümüş saçları nerde görse tanırdı!Bu, kesinlikle oydu.Ve onu en olmaması gereken yerde bulmuştu!

Ses çıkarmamaya gayret ederek istediği şeyleri alıp harekete geçen gencin adımlarını takip etti.Çocuk sakin bir yere gidip de elindeki portakallardan yemeye başlayana kadar sürdü bu.Bir süre boyunca çocuğun huzur içinde yemeğini yemesine izin verdi Leo, sonra çocuğun kulağına eğildi
"Burda biraz açık hedef olmuyor musun sence de?" çocuğun kulağına fısıldayan bu tanıdık sesi duyar duymaz taş kesildiğini Leo bile hissedebilmişti"Ne o, seni bulamayacağımı cidden düşünmüş olamazsın ,ha?" yüzüne piskopatça bir gülümseme yerleştirdi ve elini çocuğun saçlarına daldırıp var gücüyle çekmeye kendine doğru çekti.Çocuğun ellerinin, acı duyduğunu belli eder bir şekilde, saçlarına gitmesinden yaptığı şeyde başarılı olduğunu anlayabilmişti Leo."Seni ne kadar çok aradığım hakkında bir fikrin var mı acaba, ha?" sesinin daha da gür ve kızgın çıktığını fark etti ve çocuğu saçlarından tutarak onu ayağa kalkmaya zorladı "Yazık olacak belki, ama bana kaybettirdiğin tüm o zamanlar için acı çekmen gerek Eadwyn!" Yüzündeki sadistçe gülümsemesini daha da genişleterek çocuğu,saçlarını daha sıkı kavrayarak, ara sokakların birine sürükledi.Bunu yaparken de ne ona şaşkınca bakan gözler ne de çocuğun acı içindeki bağrışmaları umrunda olmadı.

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Eadwyn N. Eveas
Kirli Kan
Kirli Kan
avatar

Mesaj Sayısı : 135
Kayıt tarihi : 14/01/12

MesajKonu: Geri: Geçmişin Gölgesinde Yeniden Buluşmak~   Çarş. Ocak 18, 2012 5:56 pm

Ellerinin yapış yapış olmasını umursamadan parmaklarının arasındaki turuncu toparlak meyveden bir parça daha kopartıp yavaş yavaş götürdü dudaklarına. Meltem okşuyordu saçlarını, dalgalanan saçlar da havada belli bir ritimle dans ediyordu. Halinden memnun sayılabilirdi. Bir tek kişi bile o buraya adımını attığından beri tanıyıp bir yılan gibi tıslamamıştı ona. Herhalde tüm o kin dolu sözler bir kez daha suratına okkalı bir tokat gibi çarpıldığında sessiz kalırdı. Ama onun sessiz kalışı içinden geçireceği lanet dolu kelimelerle dolu olmazdı. O daha çok umutsuz biriydi, sadece sevilmeyi istiyordu. İşte bu yüzden, eğer bu zalim halk kendisine sıcak davranışlarından sunarsa, kendisi de onları sevmeye çalışabilirdi.

Haline güldü, o kadar zayıf bir ruhu vardı ki! Tüm o öğrendiği bıçak hünerleri böyle bir maskeye göre yalan gibiydi. Süssüz, gösterişten uzak ceketinin altında bir hançer saklayacak olsa onu kullanıp kullanmayacağını merak ediyordu. Hoş, daha önce bu ellerin arasından kan akmamış değildi. O bile bir cana kıyabilmişti ve hala yaşayabiliyordu. Yaptığının yükünü kalbinde çok büyük bir ağırlık olarak aylardır taşıyor olmasına rağmen…

İlk portakalı bitince kabuklarını nereye koyması gerektiğini önce bilemedi, sonra da kalkarken yanına almaya karar vermiş olacak, oturduğu yamuk yumuk taşlı kaldırımın üstüne dizdi portakal kabuklarını. Sonra görünüşlerinin komikliğine sessizce kıkırdayarak üst üste biriktirdi ve ikincisini soymaya başladı. Görünüşe göre hala içinde biraz çocuksu ruh kalmıştı, belki de kaybettiği çocukluk yıllarını yeniden yaşayabilme arzusu içindeydi. Küçükken portakal alacak olsa üvey kardeşi görürse hemen çalıverirdi çizik ve yara dolu beyaz kupkuru ellerinden. O da bu yüzden hep arka bahçelerindeki ceviz ağacının altında, ceviz kabuklarıyla oynamak zorunda kalırdı. Bol yağmur yağdığı günlerde bahçelerinden nehirlere benzettiği su birikintileri ıslak çimenleri yara yara akardı ve rengi kahvemsi olurdu toprakla birlikte aktığı için. İşte en çok bu zamanları sevmişti cevizlerle oynamak için, çünkü cevizleri gemi; içine yerleştirdiği bahçeden topladığı karıncalar da tayfa olurdu. Hele bir de karıncadan farklı bir böceği yakalamışsa da onu kaptan yapardı.

Bu kadar neşeliydi ya suratında ona çok yakışan, biraz hüzün dolu olsa bile parlak bir tebessüm vardı. Ancak bu gülümseyiş de pek çok zaman da olduğu gibi gölgelenmişti kulağına gelen tanıdık bir tınının eşliğinde. Sıcak nefesi ensesinde hisseder hissetmez kanı donmuştu fakat o sesi duyduğunda! İşte o zaman yüreği hoplamıştı. “N-Nasıl?!” Diye ufak bir çığlık attı geriye dönüp o çok iyi benimsediği figüre bakarken.

Öyle ki o yüzü bir kez daha karşısında görebilmeyi hiç ummamıştı. Gözlerinin dolduğunu hissetmişti ama ağlamadı. Sadece titreyen gözbebekleriyle adamın gözlerinin içine bakarak ne kadar lanetli olduğunu getirdi aklına. Ayrıca ne kadar berbat biri olduğunu da… Onu bırakıp giderken yüreği parçalanmıştı, ama bencilce gitmişti. Tek bir kelime dahi etmeden. Oysaki Leo ona her zaman kibar davranmıştı. Kim bilir, belki ona bu sıcaklık batmıştı da terk etmişti suçsuz ve iyi kalpli birini sessiz sedasız?

Tek neden bu değildi elbette, Leo’yla tanıştığı yıllar onun için çok parlak yıllardı, yanında sadece adamın itibarını zedeleyecek bir leke olarak gezecekti ve en azından kendisi için çok şeye karşılık gelen bu adama kötülükte bulunmaktan kaçmalıydı. O zamanlar bunu düşünerek sıcacık kucağını bırakmıştı Leo’nun. Fakat şimdi, onu bıraktığı günden beri sızlayan yüreği dayanamayacak gibi acıyordu. Nasıl bulabilmişti kendisini? Bunca zaman boyunca onu mu aramıştı? Gerçekten bu kadar önemli biri olabilir miydi Eadwyn onun için? Yoksa sadece tesadüf müydü?

Tam bunları soracakken güçlü bir elin saçlarına asılmasıyla birlikte inleyiverdi, gözleri tamamen korku doluydu. Ve de şaşkınlık. Sonra gelen cevaba sevinmeli mi üzülmeli mi bilemedi. Çünkü şuan kendisine bakan gözler eskisi kadar merhametli değildiler.

Zorla çekiştirilerek ayağa kalktığında ise arada bir acı dolu çığlıklar kaçıveriyordu ağzından, çünkü çok acıyordu canı. Ancak ne bir el havaya kalkmış Leo’nun güçlü bileklerini yakalayıp onu durdurmaya çalışıyor ne de ağzından durması gerektiği, merhamet etmesi gerektiğiyle ilgili bir sözcük çıkıyordu. Çoktan kabullenmişti bunu, Leo ona ne yaparsa yapsın Eadwyn karşılık vermeyecekti. Sevdiği adama ihanet etmesinin bedelini öderken de biri gelip onu bu acıdan kurtarsın diye dua da etmeyecekti.

Ara sokağın birinin içine girdiklerinde ortam kararmıştı üstünkörü inşa edilmiş apartman bloklarının gölgeleri yüzünden. Nefes nefese kalmıştı ve saç dipleri acıyordu, büyük ihtimalle birkaç tel Leo’nun elinde kalmıştı. Cezalandırılmaya alışkın biri olduğu için ne kadar az kaçmak için çabalarsa bu acı verici işlemin o kadar çabuk biteceğini biliyordu. Hoş, bu sefer kaderine boyun eğmesinin sebebi bir köle olmasından da kaynaklanmıyordu.

Gözlerini yere dikti kaldırmaya korkarak. Halbuki Leo’nun suratına bakıp onun dudaklarına yapışmayı öylesine arzuluyordu ki! Lakin yapamazdı, bu kadar iki yüzlü bir insan olamazdı. Kim bilir ne biçim mahvetmişti onun hayatını. Belki de kasabadakiler ona lanetli derlerken yanılmıyorlardı. Kendisini konuşmaya zorlarken bütün bedeni titriyordu. “…üzgünüm.” Diye fısıldayabildi sadece gözyaşlarını tutmaya çabalarken.


●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leodewin d' Estournel
Avcı
Avcı
avatar

Mesaj Sayısı : 49
Kayıt tarihi : 15/01/12

MesajKonu: Geri: Geçmişin Gölgesinde Yeniden Buluşmak~   Çarş. Ocak 18, 2012 10:52 pm

Canı yanıyordu.Uğruna uzun yollar kat edip olabileceği her yere baktığı çocuğun canını yakarken canı acıyordu.O ana kadar hep nazikçe davranıp incitmeye kıyamadığı çocuğu incitirken canı yanıyordu.Kendi kendine korumaya söz verdiği çocuğu kendinden koruyamazken canı acıyordu.Hissettiği acı fiziksel olmasa da, herhangi bir şeyin ona verebileceği acıdan daha çok acı veriyordu ona Eadwyn'in yanını yakmak.Bu acı, ruhunu kemiriyordu.Ama bunu yapmalıydı.Yapmalıydı ki o çocuk bir daha onu terk etmeye kalkışmamalı, gözünün önünden kaybolmaya cüret bile edememeliydi.Hep Leo'yla birlikte kalmalı, sonsuza dek onun kanatları altında yaşamalıydı.Bundan sonra bunu sağlamak için her şeyi yapacaktı.

Daha az önce, Eadwyn'in gözlerinin içine uzun uzun baktığı an aklından çıkmıyordu Leo'nun.Nasıl çıksındı ki?O her baktığında içini ısıtan kristal mavisi güzel gözleri görmeyeli o kadar uzun zaman olmuştu ki...Sanki içinde bir şeyler eriyormuş gibi gelmişti Leo'ya.Ama o an için o gözlerin onu tekrar esir etmesine izin vermemesi gerektiğini çok iyi biliyordu.Eğer izin verseydi belki de ellerinin arasından yine kayıp giderdi sevgili Eadwyn'i? Ve Leo, kesinlikle bunun bir daha olmasına izin vermek istemiyordu.Asla!

İşte bu yüzden çocuğun saçlarının öncekinden daha sıkı kavradı ve daha büyük bir kuvvetle sürükledi onu.Her ne kadar Eadwyn'in ağzından acı dolu çığlıklar kaçsa da durmadı.Çocuk, bunu hak ettiğini biliyor olsa gerek, ne ona durmasını söylüyor ne de onu durdurmak için bir harekette bulunuyordu.Leo'nun hareketleriyle yön verdiği küçük ve zayıf bir kukla gibiydi elinin altında.Asla baş kaldırmayan ve efendisinin dediklerine uyan.Ve işte bu farkındalığı sayesinde Leo belki de cezasını biraz hafifletebilirdi.

Ara sokakların birinde kendilerine tamamen boş, karanlık ve özensizce binaların inşa edilmiş olduğu bir yer bulunca otomatikman olduğu yerde durdu Leo ve elini Eadwyn'in saçlarından çekti.Ne çok saç teli kalmıştı elinde öyle!Eadwyn'in güzel, uzun saçları kendi elleri tarafından nasıl da katledilmişti.Belli ki çocuğun canı çok yanmıştı.Belki de Leo'nun yanmasını istediğinden daha çok.

Tenini nazikçe okşayan hafif bir rüzgar eşliğinde, Eadwyn'in saç tellerinin sarmış olduğu elini yanağına götürdü yavaşça.Saç telleri yanağına temas edip de yanağına sıcak bir his yaymaya başladığında gözlerini kapadı Leo ve o güzel gümüş saçları teninin her tarafında hissedebildiği zamanları hatırladı.Hepsinde de çocuğun narin saçlarını nazikçe ve hayranlıkla okşamamış mıydı?Belki de Eadwyn yanından kaçmasaydı öyle güzel anları daha çok yaşayabilirlerdi.Ama Eadwyn, kaçmıştı.Birlikte oldukları anların sıcaklığını aratmıştı ona yanında olmadığı her saniye.

Yavaşça gözlerini açıp ellerini saran saç tellerinin rüzgarla uzaklara uçmasına izin verdi Leo.Sonra arkasında, nefes nefes kalmış olan Eadwyn'le yüzleşmek için arkasını döndü.Uzun zamandır görmediği çocuğu uzun uzun süzdü.Nefret ettiği birine bakacağı türden bir bakış değildi o.Aksine Eadwyn'i ilk gördüğü anda hissettiği öfke,kendisini bile şaşırtacak derecede çabuk bir biçimde tükenivermişti.Fakat acıyla yüzünü buruşturmuş olan Eadwyn ona bakmıyordu.Belki de bakamıyordu, kim bilir?Suçunu iyi biliyor olmalıydı.Ama yine, Leo, yüzüne bakılmasını istiyordu.O çok özlediği gözlerin kendi gözlerinin içine bakmasını istiyordu ve çocuğun güzel dudaklarının , önceki günlerde olduğu gibi, kendi dudaklarıyla birleşmesi istiyordu.Az önce yaptığı gibi kısık bir sesle Leo'dan özür dilemesini değil.

Bu hislerle birlikte elini Eadwyn'e doğru uzatıp çocuğun çenesini tuttu ve yüzünü kendi yüzüne bakacak şekilde yukarı kaldırdı.Şimdi istediği gibi çocuğun tam gözlerinin içine bakıyordu işte!Ve sonsuza dek de bakmayı sürdürebilirdi belki de.Küçük adımlar atarak aralarındaki tüm mesafeyi kapattı.Şimdi çocuğun nefesini bile hissedebilecek kadar yakındı ona.Tıpkı hep istediği, onu aradığı zamanlar boyunca yapmayı hayal ettiği gibi.Ah, bu anı ne kadar da çok beklemişti!Ve iste, şimdi Eadwyn ona bir nefes kadar yakındı.Ve yanından kaçma şansı da yoktu artık.


"Sen, yaptığın hareketlerin sonucunu hiç düşünmüyorsun değil mi?" sesi eskisi gibi kızgın çıkmıyordu artık.Sesinde beliren tek şey özlem ve hüzündü "Seni ne çok aradığımı, seni bulmak için nelere katlandığı mı da bilmiyorsundur.Bundan eminim."Leo'nun baş parmağı çocuğun çenesini terk edip dudaklarına ulaştı ve onları nazikçe okşamaya başladı "Benden kaçtığında nasıl hissettiğimi de bilmiyorsun, değil mi?" Gözlerini kıstı ve çocuğun gözlerine daha derin bakmaya başladı "Hissettiğim şey acıydı Eadwyn.Canım yanıyordu ve yine yalnızdım.Gidişin bende o kadar büyük bir boşluk bıraktı ki...Sen bencilsin.Senin sıcaklığı her gece kucağımda ararken seninle eğlendiğimi mi düşündün yoksa?!Eğer öyle düşündüysen yanılıyorsun, ben gayet ciddiydim!" elini çocuğun ağzından çekti ve kafasını yavaşça çocuğun omzuna yasladı.Sesindeki acı bile daha yoğun bir hale gelmişti sanki "Neden gittin...? çok değil en fazla bir dakika daha çocuğun omzuna yasladı kafasını ve öylece kaldı. "Neden, Eadwyn?"

Kafasını çocuğun omzundan kaldırmadan Eadwyn'ni göğsünden tuttu ve yakındaki yıkıldı yıkılacak bir binanın duvarına sertçe çarptı.Eadwyn'in ağzından yine acı dolu bir ses çıksa da umursamadı ve kafasını çocuğun omzundan kaldırıp çocuğun yüzünü avuçları içine aldı."Seni özledim." Kafasını çocuğun kafasına Eadwyn'in nefesini hissedecek kadar yaklaştırdıktan sonra bir an için, yalnızca bir an için çocuğun gözlerine tekrar baktı ve gülümsedi. "Seni gerçekten özledim." Dudaklarını yavaşça ve masumca Edawyn'inkilere değdirdi.Bu bile o anda Eadwyn'i istemesine yetti.Evet onu istiyordu.Hem de tam o anda ve orda.

Dudakları ayrılır ayrılmaz daha ateşli bir şekilde yeniden birleşti.Uzun zamandır Eadwyn'i öpmemiş olan Leo'un kalbi büyük bir hızla atıyordu.Ve bu da öpüşünü daha da heyecan verici kılıyordu.Büyük bir hazla çocuğun ağzında dans eden diliyle, Eadwyn'in biraz önce yediği portakalların tadını bile alabiliyordu.Sanki bütün dünya kaybolmuş da bir tek ikisi kalmış gibiydi.Ve başka hiçbir şey de önemli değildi Eadwyn'le olduğu sürece.O anda hissettiği hazzı tarif bile edemezdi.Ve arzuyu.Ateşli bir şekilde öptüğü çocuğu yere yatırıp kıyafetlerini parçalamamak için kendini zor tutuyordu adeta.Ama bunu yapmayacaktı.En azından şimdilik.

Dudaklarını tekrar Eadwyn'inkilerden ayırınca derin bir nefes aldı Leo,Sonra bir daha ve bir daha ve bir daha...Nefes nefese kalmış Eadwyn'in tamamen kızarmış yüzünü tekrar avuçlarının içine aldı ve zorlukla konuştu
"S-Sen..Durmamı istemiyorsun...D-Değil mi...?"Bir an için şaşkınlıkla ona bakan Eadwyn yavaşça kafasını salladı "T-tahmin etmiştim..." Bir kez daha çocuğu öptükten sonra dudakları Eadwyn'in dudaklarından kaydı ve daha aşağılara, çocuğun boynuna doğru inmeye başladı.O aşağılara doğru indikçe çocuk inliyor ve bunu duyan Leo'nun dudakları da daha çok çalışmaya başlıyordu.Sonunda çocuğun boynuna tamamen indiğin de, inlemeleri dinlemek için bir an durakladı sonra da dudakları çocuğun boynu üzerinde çalışmaya devam etti.Bu esnada da sol eliyle çocuğun gömleğinin düğmelerini hızla açıp, elini içeriye soktu ve yavaşça çocuğun göğsünde gezdirdi.Bu hareketiyle Eadwyn, daha da fazla ve daha da cezbedici bir şekilde inlemeye başlamıştı.Onun zevkle inlerkenki suratını görmek isteyen Leo, başını çocuğun boynundan kaldırdı ve tekrar Eadwyn'in gözlerinin içine baktı.Ah! O anki güzel yüz ifadesini hayatının sonuna kadar görmek isteyebilirdi.O anki gözleri, o anki dudakları ve o anki kızarmış ve zevkle şekilden şekle giren yüzü...!"Bugün durmuyoruz Eadwyn...Bugün olmaz!" Ve tek kelime etmeden dudaklarını büyük bir arzuyla tekrar çocuğun dudaklarına yapıştırdı.

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Eadwyn N. Eveas
Kirli Kan
Kirli Kan
avatar

Mesaj Sayısı : 135
Kayıt tarihi : 14/01/12

MesajKonu: Geri: Geçmişin Gölgesinde Yeniden Buluşmak~   Perş. Ocak 19, 2012 12:54 pm

Kalbi güp güp atarken korku, sevgi, ihanet duygularının hepsi dönüyordu içinde. Leo'nun güçlü elleri çenesinden tutup yüzünü ona bakmaya zorladığında narin bir kuğu gibi boynunu kaldırdı ve kendisine bakan bir çift koyu renkli gözle karşılaştığında tüm bedenine bir titreme salındı. Başını tekrar eğmek istese bile genç adamın güçlü elinin buna izin vermeyeceğine emindi. O gözlerin kendisini süzmesinden de rahatsız olmuş, onun yüzüne bakmaktan da rahatsız olmuştu. Bu kadar ani bir buluşma için henüz hazır değildi.

Leodewin'i dinledikçe içindeki bir şey daha da sıkarak boğdu onu. Sanki bir el onu boğazından kavramıştı da her kelime Leo'nun dudaklarından dökülerek hayata geçtiğinde kendisini yutma görevini hissediyordu. Eadwyn aslında bu kadar zayıf biri değildi, kendisini daha önce pek çok zor durumda bulmuştu ama hiçbir zaman şimdiki kadar ağlamak isteyip de gözyaşlarını tutmak zorunda kalmamıştı. Üzgündü, çok üzgün.

Genç adamın parmakları yüzünü okşarken bu sefer gözlerini indirdi. Her kelime daha da çok saplanıyordu kalbine ok gibi ve suçluluk duygusu içinde büyüdükçe büyüyordu. Susmasını istedi. Sussa belki rahatlardı.

Ancak içinde yine de mutluluk tohumları yeşermeye başlamıştı bile. Leo'nun kendisini önemsiz biri olarak görmeyip, bunca yıl boyunca kendisini aramış olmasına sevinmişti. Bir kişi bile kendisini sevebilmişse Eadwyn'in içi huzur doluydu. Kendi elleriyle bu mutluluğu yok etmiş olmasına rağmen Eadwyn hayatında ilk defa kendisini önemli biri gibi hissedebilmişti.

Leo başını omzuna yaslayınca kollarını onun sırtına dolayıp sarılmak istese de tuttu kendini. Tüm o acıyla dile getirilmiş cümlelere yanıt vermeyi istedi ama nedense ağzını aralayacak cesareti bulamadı kendinde. Adama neler diyebilirdi ki? Ne söylese kendisini affettirebilirdi ki? Büyük ihtimalle kelimeleri daha da çok acıtırdı canını adamın. Ancak yine de kendisini zorlayarak birkaç şey diyebildi. "Zarar vermeyi istemedim." Ve ardından bir damla yaş gözlerinden akıp giderek Leo'nun saçlarına karıştı. Kendinde güven bulmuş olacak, aşığı hala bedenini sararken devam etti konuşmaya. "Ama olması gereken buydu."

Bedeni sertçe duvara çarptırılırken kemiklerinden ses gelmişti ve bir inilti kaçtı aralanmış dudaklarından. Bir an omurgasının kırılıp kırılmadığına emin olamadı fakat acı o kadar uzun sürmediğine göre sadece teninde morlukların oluşacağını ve hareket ederken biraz zorlanabileceğine kanaat getirdi. Özlendiği kulaklarına gelince acı bir şekilde dudakları kıvrıldı. Eadwyn de özlemişti.

Dudaklar, kendi dudaklarıyla birleştiğinde baskın tarafın emirlerine uyarak dudaklarını aralayıp dillerinin buluşmasına izin verdi. Ama insan olmasının kötü özelliği, nefes almaya ihtiyaçları vardı. Bu yüzden dudaklar ayrıldı, birkaç saniye bekledi ve tekrardan birleşti. Bu böyle devam ederken durması gerektiğini çok iyi biliyordu Eadwyn, yoksa ikisi için de çok parlak olmayacaktı, yine acı çekeceklerdi. Fakat bedenine söz geçiremiyordu, çok uzun zamandır arzuladığı bu sahnenin içine çekilmişti bile.

Ne istediği sorulduğunda verebileceği yanıt açık değil miydi zaten? Kıpkırmızı, nefes nefese kalmış suratı, kristal mavisi gözlerinin bakışından belliydi devam etmeyi ne kadar çok dilediği. Halbuki içi durmalıyım diye inliyordu ama bedeninin kontrolünü çoktan kaybetmişti. Bir süre ses çıkarmamak için dişlerini sıksa bile dayanamayınca dudaklarından bir inilti kaçtı, sonra bu iniltilerin sayısı iyice arttı. Leo'nun dudakları aşağılara iniyordu ve Eadwyn de kendisini çoktan bırakmıştı. Derin derin nefes alıp veriyordu ve anın tadını çıkarıyordu. Gömleğinin önü açılıp göğsü çıplak bırakıldığında hava serin olmasına rağmen bütün bedeni yandığından üşümüyordu. Parmaklar vücudunu keşfederken göğüs uçlarına değince titreyiverdi zevkle Eadwyn. Vücudunun alt taraflarındaki bir yerinin bu durumdan ne kadar hoşlandığını ve ellenmek için can attığını hissedebiliyordu. Bir an Leo'nun parmaklarının o kısmını avuçladığını ve okşadığını hayal etti. Fark etmeden de o iki çok dokunulmayı arzulayan yerleri birbirine sürttü. Zaten kıpkırmızı olan suratı iyice kızardı ve dudaklarından diğerlerinden daha sesli bir inilti kaçtı. "Nnghh-" Ve o anda da öylesine çok utandı ki kelimelere dökmek imkansızdı.

Bir kez daha sertçe öpüşürlerken Leo'nun ağzından son çıkan cümlelerle kendine gelmişti. Hala çok fena bu yaptıklarının devam etmesini istemesine rağmen, kendisini durdurarak kollarıyla Leo'yu itti. "Bu yanlış..." dedi nefes nefese. "Sadece anlık isteklerimize göre hareket ediyoruz, sonucunda ikimiz de mutlu olmayacağız." Bedenini ondan uzaklaştıramayacağını bildiğinden sinebildiği kadar duvara sindi ve adamın gözbebeklerine bakmaktan çekindiği için onun ayaklarına baktı. "Beni hiç aramamalıydın, bunca zamanını boşa harcamışsın. Bunun yerine gidip kendine seni sevebilecek hoş bir kadın bulabilirdin. O seni benden daha mutlu edecektir." Çok zor konuşuyordu, söylemeyi hiç istemediği şeyleri fısıldıyordu çünkü adama. Belki daha da fazla şey söylerse Leo onu bırakırdı? Hoş, acaba kaçmasının cezası aslında bu muydu? Leo onu kandırıp bunları söyledikten sonra devam edecek, bedenini ele geçirecek ve sonra da kendi yaptığı gibi bir şey demeden bırakıp gidecekti?


●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leodewin d' Estournel
Avcı
Avcı
avatar

Mesaj Sayısı : 49
Kayıt tarihi : 15/01/12

MesajKonu: Geri: Geçmişin Gölgesinde Yeniden Buluşmak~   Perş. Ocak 19, 2012 3:40 pm

Keşke dudaklarını Eadwyn'in dudaklarından hiç ayırmasaydı da bu söylenenleri duymasaydı.O kadar incitmişti ki Leo'yu Eadwyn'in bu sözleri, o kadar üzmüştü ki o anda tek yapabildiği gözlerini hayretler içinde açıp karşısındakine inanamazcasına bakmaktı.Gözlerini büyük bir çaba harcayarak ondan kaçıran kişiye...Ne yani, bu kadar mı çok canımı yakmak istiyor?Eadwyn cidden şu anda Leo'nun kendisiyle olması yerine bir kadınla olmasını mı tercih ederdi yani?Cidden Leo'nun bu şekil de mi mutlu olacağını düşünüyordu?Ya ikisinin de mutlu olamayacağına dair o sözlere ne demeliydi?Tanrı aşkına, bu çocuk şaka mı yapıyordu böyle?!Böyle bir anda nasıl öyle düşüncesizce şeyler söyleyebilirdi?!Nasıl ikisini birden bu şekilde kandırmaya çalışabilirdi?!

Kaşlarının bir anlığına çatıldığını hisseden Leo, gözlerini büyük bir kararlılıkla Leo'nun ayaklarına dikmiş olan Eadwyn'in kafasını sağ eliyle sertçe tutup yukarı çevirdi ve çocuğun gözlerinin içine baktı.Bunu yaparken de sol eli çocuğun göğsünde oynaşmaya devam ediyor ve çocuğun Leo'nun gözleri içine sabit bir şekilde bakmasını zorlaştırıyordu.
"Durmamı istemiyorsun biliyorum.Hiç bir zaman da istemedin.Söylesene bu sözlere cidden kanacağımı falan mı sandın?" Kafasını hafifçe yana eğip çocuğun gözlerine daha sinsi bir bakış fırlattı "Ne zamandan beri bana böyle yalanlar söylüyorsun Eadwyn?" Bir süre boyunca çocuğun göğüs uçlarında oyalanan eli gittikçe daha da aşağılara kaymaya başladı.Eli daha da aşağılara kaydıkça çocuğun vücut ısısının giderek arttığı ve salmamak için kendini zor tuttuğu inlemelerinin dudaklarını daha da zorladığını hissedebiliyordu Leo.Aldığı tepkilerden memnun bir şekilde gülümsedi ve dudaklarını çocuğun kulağına yaklaştırdı "Biliyor musun dediklerini yapmayı bir an için olsa bile düşünmedim.Neden düşüneyim ki?Sen benim için bir ilktin.Senden başkasını düşünmemi nasıl beklersin?"Ağzını çocuğun kulağına biraz daha yaklaştırdı ve sıcak nefesini kulağında hissetmesini sağladı.Diliyle çocuğun kulağını okşarken bir yandan da dişleri çocuğun kulağını hırpalıyor ve onun zevkle inlemesini sağlıyordu.Çocuğu duyarken kendi kalp atışları hızlanıyor ve içlerinde bulundukları durumdan daha da zevk almasını sağlıyordu Leo'nun.Çocuğun kulağını bir kez daha ısırıp onu inlettikten sonra dile çocuğun boynuna kaydı ve o kısmı uzun uzun keşfetti.

Sonunda kafasını kaldırdı ve sol elini Eadwyn'in göbek kısmından çekip yeniden nefes nefese kalmış olan çocuğun domatesten bile çok kızarmış ve zevkle bükülmüş suratını ellerinin arasına aldı.
"Bir keresinde bana hiç kimsenin seni sevmediğini söylemiştin, hatırlıyor musun?" Yüzünü çocuğun yüzüne daha da yaklaştırdı ve dudaklarına hafif ve masum bir öpücük kondurdu."Bu doğru değil.Boşver diğer insanları, unut gitsin!Sen sadece benim için bu dünyaya geldiğini düşün, benim tarafımdan sevilmek için doğduğunu..." Elleri çocuğun yumuşacık yanağını okşadı hafifçe ve gözleri çocuğun gözlerine büyük bir arzu ve özlemle baktı "Çünkü ben senin tarafından sevilmek için doğdum." Birdenbire çocuğun gözlerinden yaşlar boşandığını gördü Leo.Kim bilir?Belki de bu sözleri duymak için ne kadar da beklemiş ama boş inadı yüzünden beklediğini alamamıştı.Tıpkı Leo'nun yıllar boyu onu özlemle aradığı gibi..."Bir daha beni terk etme sakın..." Biliyordu.Eadwyn bile bu sözleri duyduktan sonra onu terk edemezdi artık.O, bir insanın sıcaklığına ve sevgisine o kadar muhtaç o kadar hasret kalmıştı ki uzun yıllar boyunca!Şimdi aradığını tam anlamıyla bulmuşken gidemezdi.Leo bunu çok iyi biliyordu. "Ve ağlama...Bir daha seni ağlarken görmek istemiyorum." Nazikçe çocuğun yanaklarında akan gözyaşlarını yaladı Leo ve dudakları tekrar tutkuyla birleşti.Özlemle ve istekle öpüyorlardı birbirlerini ve o anda ikiside bırakmak istemiyordu.O şekilde, birbirlerine kenetlenmiş olarak kalmak en büyük dilekleri olabilirdi.

x x x

Sevgi ve şefkatle kucağına yüz üstü uzanmış olan Eadwyn'in yaralanmış sırtına bakıyor ve her zaman yanında taşıdı bir kaç küçük bitkisel ilaçla çocuğun yaralarını temizliyordu.Yaralar çocuğu büyük bir hızla duvara çarptı zaman oluşmuştu ve çok da kötü görünmüyorlardı.Ama öyle bile olsa ,yaralar temizlenmezse kötü şeyle olabileceğinden, Leo büyük bir özenle yapıyordu bu işi. Yanında sargı da vardı hem.Yaralarla uğraşmayı bitirince Eadwyn'in sırtını bu sargılarla saracak ve gerisi doğa anaya bırakacaktı.Belki doğa ana onlara bir kıyak geçerdi de yaralar hızla gözden kaybolurdu ha?Belki de...

Mutlulukla gülümsedi ve çocuğun uzun gümüş saçlarını okşadı hafifçe.Uzun yıllar sonra onu bulmuştu ve şimdi Eadwyn, yine Leo'ya aitti her zaman olması gerektiği gibi.
"Ben 9 yıldır hiç durmadan seni aradım.Senin o 9 yıl içinde ne yaptığını hiç bilmiyorum Eadwyn." Eğilip çocuğun boynuna nazik bir öpücük kondurdu. "Bu yüzden her şeyi anlat bana.Hiçbir şeyi saklamadan, açık açık.Ne hissettiğini, ne yaptığını , her şeyi bilmek istiyorum! Her şeyi..." Tekrar gülümsedi Leo ve çocuğun yaralarıyla nazikçe uğraşmaya devam etti.

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Eadwyn N. Eveas
Kirli Kan
Kirli Kan
avatar

Mesaj Sayısı : 135
Kayıt tarihi : 14/01/12

MesajKonu: Geri: Geçmişin Gölgesinde Yeniden Buluşmak~   Salı Ocak 24, 2012 2:41 pm

Yaslandığı taştan duvar parmaklarını ne kadar zorlarsa zorlasın yıkılıp ufalmıyordu. Daha da güçü itti duvarı, kaçması gerekiyordu. Her şey daha da zorlaşmadan önce kaçmalı ve saklanmalıydı. Öyle bir yere saklanmalıydı ki Leo onu asla bulamamalıydı. Kocaman Britanya Adası yeterli olmuyorsa o zaman denizi geçmenin bir yolunu bulup gitmeliydi, belki bir yük gemisine sıvışırdı? Gerçi tekrar birbirlerine rastlama olasılığı ne kadardı ki? Şimdi bile, bu inanılmazdı. Demek dünya küçük bir yer derlerken doğru söylüyorlardı, diye düşündü.

Çenesini kavrayan kuvvetli bir kol Eadwyn'in bütün bedenini sıçratmaya yetti çünkü henüz o gözlere bakmaya hazır değildi. Neden bu kadar uğraşıyordu ki? Niye Eadwyn'i basit biri olarak görüp bırakmıyordu? Her şey daha basit olurdu eğer en baştan hiç birbirlerinin hayatlarına girmemiş olsalardı. Veya dizlerinin üstünde yalvararak ondan kendisinin hayatına son vermesini istediğinde tereddüt etmeyip bu dünyayı ondan çekip alsaydı. O zaman her ikisi için de en iyisi, en huzurlusu olmuş olurdu. Ama bunun yerine Leodewin hala ısrarla kendisini ele geçirmeye çalışıyordu. Anlamıyordu, kızgın olup nefretle yıkanmış olması gerekmez miydi bunca yıl boyunca?

Genç aşığının parmakları göğüs uçlarını sıktırıp okşarken Eadwyn güçlükle nefes alıyordu, suratı bir domates kadar kırmızı, bedeni ise bir buğday başağının rüzgara gösterdiği direnç kadar titrekti. Dişlerini ses çıkarmamak için sıkmış, dudaklarını ısırarak kanatmaya başlamıştı. Kanın tadı acıydı ve şarap kadar kırmızı olmasına rağmen şarabın verdiği zevki vermiyordu boğazdan geçip mideye gidince. Tuzluydu ve kötü tat bırakıyor, istenmeyen anıları yaratıyordu. Tam da şimdi bu istenmeyen anılardan biri yazılıyordu. Eadwyn onu durdurmak için bir kolunu kaldırıp kaslı bedeni ittirmeye çalışsa bile hareketi önündeki varlığı kıpırdatamayacak kadar acemiceydi.

Kendini daha da kötü hissetti ne biçim bir yalancı olduğu suratına vurulunca ve cevap vermeye yeltendiğinde ise sesi gerçekliğe kavuşamadan çatlayıp bir inlemeyle birleşti. Ama hemen durdu ve daha güçlü batırdı dişlerini dudaklarına. Her geçen dakika canı daha da çok yanıyordu ama bedeninin bunun için can attığını bilmek daha çok canını yakıyordu. Ancak Leo'nun acımasız dişleri kulaklarına hükmettiğinde daha fazla direnmeyip bıraktı kendisini. İnlemeleri bomboş sokağın içinde yankılanıyordu.

Ardından duyduğu şeyler ise Eadwyn'de kırılma etkisi yaratmıştı. Bıraktı kendini gözyaşlarına. Oluk oluk akan yaşları üzgün bir şekilde kısılmış suratından, yanaklarından akıp yere dökülüyordu. Ama bunca yıldır, doğduğundan beri duymaya ihtiyacı olan sözcükler söylenmişken kendisini tutamadı. Niye ağladığını da bilmiyordu ayrıca, çünkü bunların mutluluk mu acı mı gözyaşları olduğunu kestiremiyordu.

Büyük bir istekle kollarını Leo'nun boynuna atarak ağlamasını sürdürdü. Ne hissettiğini kelimelere dökemeyip belki bir karşılık bulamıyordu ama tek bildiği şey içinin sıcacık olduğuydu. Ağlamaması söylendiğinde sertçe başını tamam anlamında sallamasına rağmen gözyaşlarını durduramadı. Ve sonra başını kendinden uzun adamın göğsüne yaslayarak hıçkırıklarına devam etti.

Xxx

Hava iyice kararmıştı ama ilerideki sokak lambasının ışığı sokağın büyük bir kısmını insan gözünün rahat görebileceği şekilde aydınlatmayı becerebiliyordu. Gözlerini huzurla kapatmış olması uyuduğu anlamına gelmiyordu, sadece ortamın huzurlu sessizliğinden keyif alarak yatıyordu yarı çıplak Leo'nun bedeninin üstünde. Uzun zamandır hiç böyle mutlu hissetmemişti ve şimdi de bu mutluluğun elinden alınmasından çok korkuyor olmasına rağmen tadını çıkarıyordu. Arada bir bitkiler zedelenmiş sırtını yaksa dahi Leo rahatça temizlesin yaralarını diye mümkün olduğunca bunu en az şekilde yansıtmaya çalışıyordu.

Beklenen soru geldiğinde kristal mavisi gözlerini açarak hafifçe tebessüm etti. Başını hafifçe kaldırıp onu yanıtladı. "Ben de senin ne yaptığını bilmiyorum." Sonra yine kendi haline döndü sessizleşip. Nasıl cevap vermeli, neler anlatmalı hiçbir fikri yoktu. Leo'nun kendisine kızacağını düşündüğü şeyler yapmıştı ama artık daha fazla yalan söylemeyi istemiyordu. Yüzünde bir anlığına rahatsız bir ifade belirdi. "Pek güzel şeyler olmadı. Mutlu olmayı beklememiştim zaten ama yine de... Bir süre mutluluğu elde ettikten sonra tekrar acı hayatıma dönmek beni sarstı." Sesini biraz alçalttı. "İnsanlar acımasızlar. Onların arasına rahatça karışamayacağımı başından beri kabullenmiştim ama gittiğim yerler daha acımasızdı. Benim gibi soyu kirli olarak anılanların çok rahat, bollukta yaşadıklarını görünce içim çirkin duygularla doldu. O kadar kıskanmıştım ki kendime dikkat edemez olmuştum. Üstelik kaçmamın acısı da hala içimdeydi... Bu düşüncelerle dalgın olduğum bir gün benim soyumun uğursuzluğunu işitmiş olan birkaç kişi tarafından yakalanarak küçük bir kulübeye kapatıldım. Götürürlerken verdikleri uyuşturucunun etkisi iki gün boyunca geçmedi, o kulübeden hatırladığım tek şey çatasındaki delikten bir parça gökyüzünün göründüğüydü. Sonra da işte beni orta sınıf bir tüccara sattılar. Günlerimi orada kendi aptallığıma kızmakla geçirirken bir yandan da basit ev işleri yapıyordum. Ev sahibi tüccar acımasız biriydi fakat yine de insancıl olduğundan üzerime çok gelmiyordu. Sürekli seyahat ettiğinden karısı evde yalnız başına kalıyordu. Ancak tahmin edebilirsin, kadınlar yalnızlığı pek sevmezler... Bu nedenle geceleri hep başka bir erkeğin koynuna giriyordu. Bir gece bunu benimle yapmayı istedi ama onu reddettiğimde beni aşağılayarak tehdit etti. Kocasına yalan söyleyerek bana iftira attı, onun olmadığı geceler zorla kendisine sahip olduğumu söyledi. Adam o gece beni öldüresiye dövdü. Gerçekten, hayatımın sonuna geldiğimi sanmıştım. Ertesi gün ise evdeki kahyalardan biri beni temizleyip temiz giysiler giydirerek başka birine sattı." Ağzı kuruduğundan sustu. Çok geçmeden de devam etti. "Daha sonra buna benzer şeyler oldu, her zaman köle değildim ama insanların bana bakışlarından rahatsız oluyordum. Ve sana karşı olan ihanetimin yükünü omuzlarımda taşırken devam etmek her geçen gün daha da zorlaşıyordu. Bir gün yüzmeyi bilmediğimden kendimi derin bir nehre atmaya çalıştım ama varlıklı ve anlayışlı bir adam beni tuttu ve evine götürdü. Orada yaşamaya başlamıştım, günlerim eskiye kıyasla daha güzel geçiyordu ve mutluydum. Fakat o da yaşlılıktan öldüğünde yine evsiz kalmıştım. Yıllarımı sokaklarda yaşamaya çalışmakla geçirirken yalnızdım ve sefildim. Para kazanabilmek için her türlü işle uğraşıyordum. Ama çok geçmeden yine bir başka lorda köle olarak sığınarak onurumu zedeledim. Adam bana kendimi savunabileyim diye bıçak ve hançer kullanmayı öğrettikten sonra saldı. Hoş, beni niye kolayca bıraktığını hiç anlamadım." Artık sesi iyice fısıtı halinde çıkıyordu. "Artık hayatım engebeli geçiyordu, kimi insanlar beni köle olarak alıyorlardı ama ben rahat etmezsem kaçıyordum. Bazıları beni döverek iyice içime kapanmama sebep oldular ama ben yine de kaçtım veya değersiz olduğum söylenerek yenilerine satıldım. Bundan sonra karşıma hiç iyi biri çıkmadı. Kimisi acımasızca işler yaptırıyor, kimisi dövüyor kimisi ise..." Bu kısmı söylemek istemediğinden sustu. Leo'nun anlayacağını umuyordu çünkü ona daha çok sokulmuştu. "Yine de bir şekilde yaşamayı becerebildim. En son kölesi olarak satıldığım adamı ise daha fazla dayanamayarak boğazını kestim, suçlu oldum." Sustu ve sessizce gözyaşlarını döktü. Geçmişi yüzünden sarsılmıştı. Fısıldadı. "...sen ne yaptın?"


●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leodewin d' Estournel
Avcı
Avcı
avatar

Mesaj Sayısı : 49
Kayıt tarihi : 15/01/12

MesajKonu: Geri: Geçmişin Gölgesinde Yeniden Buluşmak~   C.tesi Ocak 28, 2012 6:59 pm

Sevgilisinin sırtında bıraktığı izleri şifalı bitkilerle silerken merak etmesine engel olamıyordu Leo.Bunca yıl ne yapmıştı Eadwyn? Nasıl yaşamıştı? Neler hissetmişti? Başına neler gelmişti?Hepsini bilmek, hepsini öğrenmek istiyordu.Öğrenmek ve ona göre davranmak.Eğer sevdiği çocuğun canını yakan biri olmuşsa hiç tereddüt etmeden bu dünyadan çekip almak istiyordu onları.Tereddüt etmeden ve acımasızca.
Bu duygularını kucağında huzurla yatan ve yaralarıyla ilgilenilmesine sessizce izin veren yarı çıplak gence belli etmemeye çalışarak, yanında taşıdığı bandajlardan birini alıp büyük bir maharetle açtı ve çocuğun gövdesini birazcık havaya kaldırarak hızla sarmaya başladı.Bunu yaparken de çocuğun yaralarının olduğundan fazla acımamasına dikkat ediyor, ona göre davranıyordu.Bir gün için Eadwyn'in canını fazlasıyla yakmıştı.

Beklediği an gelip Eadwyn ağzını açmak üzere hafifçe kıpırdandığında Leo, sargı işinde yavaşlamayarak, dikkat kesildi.Sonunda o çok merak ettiği, Eadwyn ile kendi arasındaki o 9 yıllık boşlukta genç adamın neler yaptığını duyacağı an gelip çatmıştı!Kendisi de anlatabilirdi elbette kendi hakkındaki şeyleri ama hem anlatacak çok bir şeyi yoktu hem de bu sonranın işiydi.O an yapması gereken tek şey Eadwyn'in ağzından çıkacak olan sözleri dinlemekti.

Gerçekler yüzüne sertçe yaptığında tek yapabildiği sertçe dudaklarını ısırıp içindeki çığlık atma isteğini bastırmak oldu.Sargıları olabildiğinde hızlı sarıp tedaviyi bitirdi.
Böyle olmuş olabileceği aklına gelmişti.Aslında bu, o dokuz yıllık boşlukta Eadwyn'i ararken aklına gelmiş olan yüzlerce birbirinden kötü senaryodan biriydi.Ama en kötüsü de değildi.Hayır, değil.En çok korktuğu şey onu bir daha bulamamaktı ama bulmuştu işte.Şu an kucağında yatıyordu ve de buna müteşekkir olmalıydı.Ama çocuğun başından geçenleri duydukça tüyleri diken diken oluyor, içinde yine o garip öfke büyüyordu.O anda ordan kalkıp Eadwyn'i hiç dinlemeden gidip bunu ona yapan adamları bulabilir ve onları doğduklarına pişman edebilirdi.Ama hayır.Bunu yapmayacaktı ve yapmamalıydı da.O an en önemli şey Eadwyn'di ve bunu , dokuz yıllık bir arayıştan sonra çok iyi öğrenmişti.

Derin derin nefes alıp çocuğun o uzun ve güzel gümüş saçlarını okşayarak öfkesini dindirmeye çalıştı Leo.Çocuğun üzgün sesi giderek fısıltılara dönüşürken o daha öfkeleniyor, bir yandan bu öfkesini dindirmeye çalışıyordu.Çocuğun ağzından çıkan her söz kurşun gibi saplanıyordu kalbine.Eğer ona daha çok dikkat etseydi...Kaçmasına hiç izin vermeseydi bunlar Eadwyn'in başına hiç gelmeyecekti belki de?Daha fazla acı çekmesi gerekmeyecekti Eadwyn'in? Ve belki de kendisi de yılları boyu aramayacaktı sevdiği çocuğu?Ama kaçmasaydı acaba birbirlerini bu denli sevdiklerini anlayabilirler miydi acaba?Birbirleri için bu denli değerli olduklarını?Belki evet.Belki de hayır.Ama yine de ona bu denli bağlanamayacağını düşünüyordu Leo.Belki...

Çocuk ona ,sığınmak istercesine, daha da sokulduğunda gözleri faltaşı gibi açıldı Leo'nun şaşkınlıkla.Anlamıştı elbette, hem de çok iyi anlamıştı.Ona dokunmuşlar!Benim Eadwyn'ime!Ağzını açıp çocuğu rahatlatmak istedi ama olmadı.Boğazı bir anda kurumuş gibiydi.Konuşamıyordu bile.Tek yapabildiği ona iyice sokulan çocuğu sıkıca sarmak oldu.Sıkıca sardı Eadwyn'i ve kokusunu derin derin içine çekti.Bir daha ona zarar gelmesine izin vermeyecek, bir daha onu gözünün önünden ayırmayacaktı.Bunu duyduktan sonra olmaz...Eadwyn o kadar güzel, o kadar narindi ki onu her gören bu güzellikten yararlanmak istiyordu belki de!Eh, kendisi de bunlardan biri sayılabilirdi geçmişte.Ama şu an değildi.Şu an sadece o çocuğu sevmek, yanında olmak ve onu korumak istiyordu.Başka bir şey değil.

Son duyduğu şeyler daha şaşırtmıştı onu.Onun sevgili küçük Eadwyn'i bir adam mı öldürmüştü yani?!Bu, var olan şaşkınlığını daha artırmıştı işte!O, asla Eadwyn'i başka birine zarar verebilecek kapasitede bir insan olarak görmemişti hiç.Ve sonsuza kadar da öyle düşünebilirdi eğer o sözleri duymasaydı.Yavaşça çocuğu kendinden ayırdı ve birkaç saniye şaşkın şaşkın baktı ona.Sonra da bu şaşkınlığı yerini sıcak bir gülümsemeye bıraktı.
"Bak sen, adam öldürebileceğini hiç düşünmemiştim, Eadwyn.Ama umursamıyorum da.Eminim o hayvan ölmeyi hak etmiştir.Eminim bundan."

Alnını karşındaki çocuğun alnına dayayıp onun kristal mavi gözlerine uzun uzun baktı.
"Pek fazla bir şey yapmış sayılmam aslında.Yokluğunu ilk fark ettiğimde evden bir süreliğine ayrıldığını ve yanıma geri döneceğini düşünmüştüm.Ama dönmedin Eadwyn.Ne kadar üzüldüğümü tahmin edebiliyor musun?Sana söylediğim onca şeyden sonra bile anlayamazsın bunu, eminim.İlk önce yakın çevreyi araştırdım ama hiçbir yerde yoktun.Çok endişelenmiştim ve deli gibi seni arıyordum.Yakınımda seni bulamayınca oturup ne yapmam gerektiğini düşündüm.Seni bırakamazdım.Hayır daha doğrusu seni bulmak zorundaydım Eadwyn.Bu yüzden seni daha geniş bir çevrede aramam gerektiğine karar verdim ve gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra evden ayrıldım.O günden beri de seni arıyorum.Her yere baktım ve karşıma çıkan herkese seni sordum ama yine de yoktun.Başıma çok bir şey de gelmedi ama bir keresinde bir grup haydutla karşılaşmıştım.Ama derslerini de verdim." Elleriyle çocuğun yüzünü tuttu ve derin bir iç çekti "Burda olabileceğini hiç tahmin etmezdim.Bir çeşit son şans gibiydi burası benim için.Burda da seni bulamasaydım ne yapardım bilmiyorum.Burda, her şeyin başladığı yerde seni bulmak çok garip.Ama yine de seni buluğuma çok sevindim."Çocuğun alnına hafifçe bir öpücük kondurdu ve içtenlikle gülümsedi çocuğa."İyi ki seni buldum, Eadwyn.İyi ki."

Dudaklarını çocuğun alnından ayırdığında ilk kez havanın ne kadar karardığını fark etti Leo.Ve ne kadar soğuduğunu da.Buraya geldiğinde vakit öğleni biraz daha geçmiş olmalıydı halbuki.Zaman ne kadar da çabuk geçti böyle...Elbette bu, Eadwyn'le olduğu için öyleydi.

Tek bir kelime etmede hızla ayağa kalktı ve ve hala yerde oturmakta ve şaşkın şaşkın ona bakmakta olan çocuğa gömleğini uzattı.
"Hava iyice soğudu.Bunu giymelisin." sonra da eğilip tüm malzemelerini yerden topladı ve özensizce yanında getirmiş olduğu çantanın içine tıktı.Sonra da çantayı koluna astı.Hiç şüphe yoktu ki ordan çıkmalarının vakti geldi de geçiyordu bile.

Bir süre çocuğun tepesinde dikilip ne yapmaları gerektiğini hızlıca düşündükten sonra yerde oturan çocuğu nazikçe tuttu ve kucağına aldı.Bunu yapar yapmaz da Eadwyn'i ağzı itiraz edercesine açıldı.Fakat bunun olacağını önceden sezmiş olan Leo çocuktan önce davrandı.
"Sen, yürüyecek durumda değilsin, değil mi?" manalı manalı sırıttı.O karanlıkta bile çocuğunun yüzünün alev aldığını görebiliyordu Leo.Fakat bunu hiç umursamadı."Üzgünüm, bu şekilde yürümene izin veremem." Hayır, o gün kesinlikle itiraz kabul etmiyordu Leo ve de etmeyecekti.O gün ve ilerleyen günlerde Eadwyn hep onun kontrolünde olacaktı.Birlikte ve mutlu.Bir daha da kesinlikle bırakmayacaktı Eadwyn'in elini ve kendi elinin de bırakılmasına izin vermeyecekti kesinlikle.

Derin bir nefes aldı ve
"İşte gidiyoruz!" dedi kucağındaki halinden pek de memnun olmayan çocuğa.Ve birlikle yeni geleceklerine doğru ilk adımlarını attılar.

Rp tamamlanmıştır.

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Geçmişin Gölgesinde Yeniden Buluşmak~   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Geçmişin Gölgesinde Yeniden Buluşmak~
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» 1.Star Wars Jedi Knight:Jedi Academy RPG buluşması
» İlk Buluşma

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kanayan Ay  :: Diğer Ülkeler :: İskoçya :: Edinburgh-
Buraya geçin: