Kanayan Ay

*Buraya random gothic cadılı söz geliyor*
 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 joseph rick d'Larcoen.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Lucifer
Engizisyon Mahkemeleri Cellatı
Engizisyon Mahkemeleri Cellatı
avatar

Mesaj Sayısı : 179
Kayıt tarihi : 22/04/10
Soy Kökeni : who knows?
Hobiler : dansetmek.
Namı : Lucy.

MesajKonu: joseph rick d'Larcoen.   Salı Ocak 24, 2012 2:48 pm

ASLAYENİÖRNEKRPYAZMAZOĞULLARI
loznica/sırbistan

Devasa bir çantayı sırtına takmış bir şekilde yolda yürüyordu şimdi. Babasının söylediği yere gitmeye çalışıyordu, hava da fazlasıyla soğuktu. Rusların şapkalarına benzer kırmızı bir şapkayı takarken, saçındaki turkuaz peruğu uzun zaman sonra ilk defa çıkarmıştı. Eğer aradığı kişiyi bulursa onun gözleri önünde sahte birisi gibi görünmek istemiyordu. Siyah saçları şapkanın arasından çıkarak beline kadar dağılırken, çantasını düzelterek ellerini ısıtmak için ovuşturuyordu. Ayağındaki kalın botlar bile buna engel olamıyordu, üşüyordu. Ancak onu görecek olmanın verdiği heyecanla içini aynı zamanda bir merak kaplıyordu. Sırbistan diyince aklına geleneksel elbiseleriyle köylü kadınlar gelirdi. Hoş ya, Fransa diyince aklına şapkalı sanatçı tipli adamlar geliyordu. Biliyordu, burası Japonya' nın kışından 20 derece civarı soğuktu. Tükürse yere buz olarak düşeceğini hissediyordu. Öyle ki tam takım, kar gözlüğü dahil herşeyi alarak gelmişti. Mırıldanıyordu kendi kendine.

" Kendi düşen ağlamaz Audrey. Şimdi gerçek adım farklı şeyler çıkarsa kendimi duvardan duvara vurabilirim. Tamamdır! Bir adım daha... Çok soğuk... Ah... "

Etrafına baktığında hiç karşılaşmadığı saçma sapan şekillerden başka birşey görmüyordu. Hepsi farklı bir alfabe ile yazılmış tabelalar, hiç görmediği yerler, hiç görmediği insanlar, hiç görmediği bir soğuk. Nasıl olupta böyle bir yere geldiğini anlamıyor, daha doğrusu anlam veremiyordu. Etrafına tekrar bakındı, görevli bir polis bulma umudu taşıyordu. En azından, ona derdini ingilizce anlatabilirdi. Meydanda durup duruyor, bir yandan ellerini ısıtırken diğer yandan haritaya bakmayı ihmal etmiyordu.


"Hiçbir şey anlamasam bile... BURAYA BAYILDIM! "


Hoş bir mimarisi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirdi, tapmıştı hatta! Binaların görünümü, insanların giyiniş tarzı, konuşmalarındaki tını... Buraya hayran olmaya başlıyordu. Yürümeye devam ederken babasının verdiği adresi arıyordu. Ancak ona adresi nasıl bulduğunu sormamıştı. Merak etmiyordu ya zaten... Eski taş binaların arasından geçerken buralarının Japonya ve Almanya' dan farklı yerler olmadığını düşünmeye başlamıştı. Sonuçta her ülkenin bir modern kısmı, bir de tarihle iç içe olan kısmı vardı. Yunanistan gezisinde bunu çok daha iyi görebilmişti. Gerçi onlar tarihle iç içe yaşıyorlardı ya... Gördüğü yaşlı, beyaz örgülü saçları olan,hasır şapkalı kadının yanına giderek konuşacaktı. Kadının bu soğukta nasıl böyle giyinip bu şekilde hasır şapka taktığını anlayamıyordu. Görünüşe göre onlar bu soğuğa alışmışlardı.

"Afedersiniz... Şey... Burada Ognjenka adlı birisi yaşıyor mu? "

Sözlüğü karıştırıyordu bir yandan da. Tam olarak toparlayamıyordu cümleleri, bu yüzden kadına cümleler " Ognjenka birisi var mı burada? " şeklinde anlaşılıyor olabilirdi. Sonuçta bu yaştaki bir kadının ingilizce bilmesini beklemiyordu. Ancak kadına baktığında çok sevimli bulmuştu onu. Güler yüzlü, beyaz tenli tatlı bir kadın olduğunu görebiliyordu. Kadın gülümseyerek ona cevap verdi.

" Şuradaki evde oturuyor. Neden sormuştunuz? "

Audrey kadının kendisinin anlayacağı şekilde cevap vermesine şaşırmıştı ya. Gerçi iğrenç aksanından anlamış olmalıydı onun buraya ilk defa geldiğini. İlk önce başını çevirip eve baktı. Açık sarı renkli küçük bir evdi, büyük bir ihtimal bahçesi olmalıydı. Tavuk seslerinin geldiğini duyabiliyordu, biraz nostaljik geliyordu kulağa.

" Teşekkür ederim. Onu ziyarete gelmiştim. "

Kadına baş selamı vererek çantasını son kez düzeltti ve yürümeye başladı. Karla kaplı yolda yokuş yukarı çıkmak zordu. Hele o yol arnavut kaldırımı olursa çok daha zor. Düşmemek için yere sert basmaya çalışsa bile attığı 7. adımda kendini yerde bulmuştu. Yüzünü yerdeki buzlaşmış kara yapışmaktan kurtardı. Doğruldu ve sefer duvara tutunarak yürümeye başladı. Kabul ediyordu, Sırbistan' a kış aylarında gelmek mantık hatasıydı. Ahşap işlemeli kapının önüne geldiğinde duraksadı. Şimdi ne olacaktı?

Ya annesi onu kabul etmeseydi... Bunca yolu büyük bir hayal kırıklığı için mi gelmiş olacaktı yani? Evet, bu onu öldürmeye yeterdi işte. Kapıyı çalmadan önce tekrar düşündü. Saçlarını ve şapkasını düzeltti, üstündeki karları silkti. Kapıyı nazikçe çalarken merakla bekliyordu. Uzun süre sonra kapı açıldı.


Siyah saçlı, mavi gözlü bir kadın açtı kapıyı. Uzun boylu, büyük göğüslü ve hoş vücut hatları vardı, açıkçası Audrey' i inanılmaz derecede etkilemişti. Arkasından ise sarışın örgülü, kapıyı açan kadından biraz daha küçük olan bir kız gelmişti, kardeşi gibi görünüyordu. Sessizlik beynini döşerken konuşmaya başladı.

" Ognjenka Djurickovic siz misiniz? "

Kadın iyi giyimliydi, biraz köylü usülü gibi dursada onu genç gösteren bir kıyafet giymişti. Sarışın kız, kadının kolunun yanından başını uzatırken, kadın Audrey 'e cevap verdi.

" Evet, benim. Ne olmuştu? "

Evet, şimdi asıl soru gelmişti. Başını eğerek biraz düşündü, tam olarak ne diyeceğini toplamakta zorlanıyordu. Garip geldi ona bu an. Annesiyle, gerçek annesiyle karşılaşıyordu şimdi. Hayatının boş geçen yarısı.

" İsmim... Audrey Miller. Theodore Miller' ın kızı. İçeri gelebilir miyim? "

Kadın şaşırmış olmalıydı ki gözleri büyümüştü ve düşüncelere daldığı rahatça söylenebilirdi. Audrey ise babasına şimdi hak veriyordu. Bu kadar güzel bir kadın ile beraber olup Yukihime' yi aldatmasını anlayabiliyordu.

" E- elbette... "

Audrey yavaşça içeri girerken bahçeden geçerek 2.kata çıktı. Sarışın örgülü güzel kız önünden ona eşlik ediyordu. İçeri girerken ayakkabılarını çıkardı ve soba yanan odaya girdi. Nostaljiyi içine çekiyordu. Sıcacık bir aile ortamında olmasına rağmen kendisini bu insanlara çok yabancı hissediyordu. Ayrıca Ognjenka kendisiyle almanca konuşmuştu. Kadın içeri girip kapıyı kapatıp karşısına oturduğunda bir sessizlik oldu. Ardından sessizliği Audrey bozdu.

" Babam... Aslında bana daha erken söyleyecekmiş, ancak bunun için mezun olmamı beklemiş .Yukihime Miller' ı tanıyorsunuzdur... Bana onun annem olduğunu söylemişti. Ancak geçen yıl ağır bir şekilde hastayken bana itiraf etti. Sanırım... Annem sizmişsiniz..."

Kadın şaşkınlığını saklayamazken direk konuşmaya atıldı.

" Şimdi... Peki o şimdi iyi mi? "

Kadın Theodore'un rahatsızlığıyla yakından ilgileniyor gibiydi. Yıllar geçse ve birbirlerini görmeseler bile hala seviyor olmalıydı. Audrey ona annesi olduğunu söylemesine rağmen ilk sorduğu şey sevdiği adamın durumu olmuştu.


" Evet... Yeni iyileşti ve işine geri döndü. "


Derin bir nefes aldı. Rahatlamış gibi görünüyordu.


" Anlıyorum... Senin konuna dönersek... Evet,baban ile tanıştıktan kısa süre sonra ondan hamile kaldım... Ancak o sıralarda evli değildik, olamazdık. Yukihime vardı arada ve bildiğin üzere o çok hastaydı. Baban onu üzmek istemiyordu , ayrıca ben Alman vatandaşı değildim. 9 ay sonra -eğer o çocuk gerçekten sen isen- çocuğu doğurdum ve baban çocuğu benden almak istedi. Bu şartlar altında kalmasının iyi olmayacağını, Yukihime ile kendi çocukları gibi bakacağını ve büyüyünce benimle tanıştıracağını söyledi. Demek o gün gelmiş... "

Kadın pek şaşırmamış, hatta bu günü bekliyormuş gibi görünüyordu. Audrey düşüncelere ve karmaşık duygulara bürünürken konuşma kesintisiz bir şekilde devam ediyordu.


" Evet... Babam bunu da söylemişti. Burada şu an turist gibi görünüyorum. Ancak sizin çocuğunuz olduğum gerçekten kanıtlanırsa ve siz de beni isterseniz burada kalmayı çok istiyorum... Sonuçta geride bıraktığım şeyler şu ana değerdi. "


Kadın ona bakarken ona sarılma isteğini durduramasada pek sakin durmaya çalışıyordu. Çocuğunu 19 yıl boyunca görememenin hasretini yaşıyordu.


" Neden olmasın? Üzgünüm. Yani seni onlara verdiğim için... Ancak anlayabiliyorsundur... "

Sözleri bittiğinde bir sessizlik daha geldi. Bu sefer sessizliği bozan şey sarışın kadının Audrey' in boynuna atlamış olmasıydı.

" Demek teyze oldum haa."

Sarışın kadın tatlı bir gülümseme ile Audrey' e bakıyordu.Ancak Audrey' in anlamadığı şey kendisini nasıl bu kadar hızlı kabullenmiş olmalarıydı. Muhtemelen babası yıllardır Ognjenka' ya Audrey' den bahsediyordu.

" Evet,bu günün geleceğini biliyordum!"

Kadın aynı Audrey gibi davranıyordu şu an. Audrey ise kendisini ilk defa evindeymiş gibi hissediyordu. Yukihime öldüğünde gerçek annesi ölmüş kadar üzülmüştü. Yine de o zamanlar daha çok küçüktü ve her zaman anne özlemini içinde hissetmişti.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Geçen uzun zamanın ardından babasına telefon ediyordu. Köşeye oturmuş ve oraya uyum sağladığını belli eden kıyafetlerden giymişti.


" Evet... Biliyorum baba... Tamam kendime iyi bakarım. Gelecek misin? ! Ne zaman? ! Oha! İşlerin erken mi bitti? Abimlerde gelsin ama. Çok özledim onları. Evet,Austyn' i bile özledim."


Biraz duraksadı ve evde bıraktığı erkek kardeşlerini düşündü. Ağabeyleri her ne kadar Audrey için fazla önemli olsa da Austyn hepsinden farklıydı. Yaşları aynı olduğu için olabilirdi ya... En çok ona uyuz oluyor gibi görünse de, en çok onu seviyordu.


" Tamam... Anlıyorum. Tamam dedim. Bu arada pastaneme çok insan geliyor. Sırplar pastalarımı çok seviyor olmalı. Tabii ki! Elimden gelenin en iyisini yapıyorum. Annem de iyi. Eva teyzem de iyi. Tamam... Yeter baba. Hayır baba, bana yeni bir isim takmadılar. Görüşürüz baba... Tamam kendime iyi bakarım. Hey! Bunu ikinci kere söylettin bana. Ben de seni seviyorum. "


...telefonu kapattı. Babasıyla yaptığı uzun konuşmanın tek taraflı olduğunu düşünmeye başlamıştı. Belki tekrar bir aile olabilirlerdi. Kim bilir... Ağabeylerinin durumu iyi karşılamayacağını biliyordu ya. Yine de Audrey' in hatrı için ses çıkarmazlardı. Damien' ı, Julian' ı, hatta Austyn' i bile özlemişti. Ah... Geleceklerini biliyordu. Gelmeliydiler.


" Hadi Audrey yemek hazır! "


" Geliyoruuum~ "


Telefonu elbisesinin cebine koyarken koşar adımlarla yukarı çıkıyordu.


Bu Audrey' in ülkeden son ayrılışı olmuştu. Artık geri dönmeyi düşünmüyordu. Sadece -belki- oraları gezmek için gidebilirdi. Audrey artık annesiyle yaşayacaktı ve geri dönmeyecekti. Son kararıydı, bundan mutluydu. Hem... Kendinden 8 yaş büyük bir teyzesi varken buraları fazla eğlenceli olacak gibiydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Martin Schiffer
Kontratlı
Kontratlı
avatar

Mesaj Sayısı : 165
Kayıt tarihi : 22/01/12
Yaş : 53
Soy Kökeni : Simyacı
Hobiler : Oğullarına sarkan aşiftelerin saçını başını yolmak
Namı : 47 Yaşında Loli

MesajKonu: Geri: joseph rick d'Larcoen.   Salı Ocak 24, 2012 2:50 pm

Direk diğer sitedeki puan tablosunu copy-paste yapsak ya? dslkafmd

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●


:★★★★★:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lucifer
Engizisyon Mahkemeleri Cellatı
Engizisyon Mahkemeleri Cellatı
avatar

Mesaj Sayısı : 179
Kayıt tarihi : 22/04/10
Soy Kökeni : who knows?
Hobiler : dansetmek.
Namı : Lucy.

MesajKonu: Geri: joseph rick d'Larcoen.   Salı Ocak 24, 2012 2:51 pm

tembeloğulları yapıcam soyadımı oaşslkdg mantıklı aslında lan.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Martin Schiffer
Kontratlı
Kontratlı
avatar

Mesaj Sayısı : 165
Kayıt tarihi : 22/01/12
Yaş : 53
Soy Kökeni : Simyacı
Hobiler : Oğullarına sarkan aşiftelerin saçını başını yolmak
Namı : 47 Yaşında Loli

MesajKonu: Geri: joseph rick d'Larcoen.   Salı Ocak 24, 2012 2:59 pm

Dimi dimi. *öyle bir aile olsa o aileye katılırdı*
aaa bu örnek rpn değilmiş ama. Neyse allahtan okumuştum bu rpyi kdsmfa
HERE COME DA DRUMS!

Yazım ve İmla: 9 Puan (Yeniden okumam lazım bunun için sanırsam. Ama üşeniyorum skafd Hata yoktur bence.)
Kurgu: 13 Puan
Akıcılık: 17 Puan
Betimleme: 20 Puan
Uzunluk: 15 Puan
Renklendirme ve Düzen: 8 Puan
Bonus: 5 Puan


    Toplam Puan: 87


edit: toplamayı unutmuşum Kjkdsnakfjndskjanfds

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●


:★★★★★:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lucifer
Engizisyon Mahkemeleri Cellatı
Engizisyon Mahkemeleri Cellatı
avatar

Mesaj Sayısı : 179
Kayıt tarihi : 22/04/10
Soy Kökeni : who knows?
Hobiler : dansetmek.
Namı : Lucy.

MesajKonu: Geri: joseph rick d'Larcoen.   Salı Ocak 24, 2012 3:03 pm

hataları kontrol ettirdim başka rp sitelerine oasıldjkghfğipo
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Winona R. Longedheart
Usta Cadı
Usta Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 01/05/10
Soy Kökeni : Cadı
Hobiler : Tsunderelik
Namı : Rose, Winny

MesajKonu: Geri: joseph rick d'Larcoen.   Salı Ocak 24, 2012 3:05 pm

Güneş ben puanı şaaptıktan sonra düzeltiyosun ALLAAM YA u.u

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Martin Schiffer
Kontratlı
Kontratlı
avatar

Mesaj Sayısı : 165
Kayıt tarihi : 22/01/12
Yaş : 53
Soy Kökeni : Simyacı
Hobiler : Oğullarına sarkan aşiftelerin saçını başını yolmak
Namı : 47 Yaşında Loli

MesajKonu: Geri: joseph rick d'Larcoen.   Salı Ocak 24, 2012 3:05 pm

İyi lan iyi 88 oldun işte. Tembelliği daha yüz üstüne çıkarmasan olmazdı değil mi?

edit: Merak etme ben de sonra düzelttim.

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●


:★★★★★:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lucifer
Engizisyon Mahkemeleri Cellatı
Engizisyon Mahkemeleri Cellatı
avatar

Mesaj Sayısı : 179
Kayıt tarihi : 22/04/10
Soy Kökeni : who knows?
Hobiler : dansetmek.
Namı : Lucy.

MesajKonu: Geri: joseph rick d'Larcoen.   Salı Ocak 24, 2012 4:23 pm

uyuyorum ben o zaman asdgadh
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: joseph rick d'Larcoen.   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
joseph rick d'Larcoen.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Olimpos Kahramanı-Kayıp Kahraman

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kanayan Ay  :: Oyuna Başlamadan Önce :: Rpg :: RP Puanlama-
Buraya geçin: