Kanayan Ay

*Buraya random gothic cadılı söz geliyor*
 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Eule Schocolade Cafe'de Tipik Bir Gün~

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Adriana Lena Nestor
İnsan
İnsan


Mesaj Sayısı : 43
Kayıt tarihi : 22/01/12
Soy Kökeni : İnsan
Namı : Daş Hatun

MesajKonu: Eule Schocolade Cafe'de Tipik Bir Gün~   C.tesi Ocak 28, 2012 10:29 pm

Cidden neden bu saatte burdayım ki? diye düşündü Adriana, sabahın köründe oflaya puflaya cafenin kapısını kendi anahtarıyla açarken.Niye geldim ki? Saat sabah altı civarlarındaydı ve Adriana'nın hiç uykusu yoktu.Aksine kalkalı uzun zaman olmuştu ve evde sabahın bir köründe yapacak bir şey bulamadığı için cafeye gelmişti. Evi cafenin bulunduğu parka da yakın olduğundan ulaşım hiç sorun olmamıştı onun için.Ama o an cafenin kapısından içeri adım atınca pişman olmuş gibiydi verdiği karardan.

İçeri girer girmez kapıyı arkasından kapadı ve kilitledi.Saat daha erken olduğundan zaten kimse gelmezdi ve zaten kendisinin de yapacak bir sürü işi vardı.Fabian dün ne demişti?Yarın gelince ilk işin üst kattaki odamı temizlemek olacak. Girdiği flashbackten istemeye istemeye çıkan Adriana'a yüzünü buruşturdu.Temizlikçi değilim ki ben!Hayır hiçbir şekilde temizlik yapmak istemiyordu.Özellikle de Fabian'ın odasını temizlemek istemiyordu.Ama bu cafede kurallar eşittir Fabian olduğundan da başka çaresi de yoktu hani.Hem eğer Martin Adriana'ın sevgili oğluşu Fabian'ın dediğini yapmadığını duyarsa...Ne yapardı kim bilir?!Zaten Adriana'yı pek sevmiyor gibi duruyordu.Aslında dişi sineğe bile tahammülü yok gibiydi ya neyse...

Yeniden ofladı ve sabah soğuğu yüzünden giydiği montunu çıkarıp askılığa astı hemencecik.Altına gayet günlük kıyafetler giymişti genç kız.Eh, o gün için özel bir şey giymesine gerek yoktu nasılsa.Temizlik yapacaktı.Ve sonrası içinse zaten maid kostümü hazırdı.

Döndü ve vakit kaybetmeden üst kata çıktı Adriana.Bildiği kadarıyla temizlik malzemeleri üst katta dolap gibi bir yerdeydi ve temizleyeceği yer ,Fabian'ın çalışma odası, zaten üst katta olduğunda alt katta kalmasının bir anlamı yoktu zaten.Merdivenlerden çıkarken cebinden çıkarttığı bir tokayla saçlarını sıkı sıkıya topladı ve temizlik malzemelerinin bulunduğu dolaba yöneldi.Dolaptan malzemeleri ve temizlik kıyafetlerini aldıktan sonra da gerisingeriye dönüp zaten kapısı açık olan Fabian'ın odasına gitti.

Aslında, oda beklediği kadar dağınık ve pis çıkmamıştı ama...Garip olan bir şeyler vardı.Ve bu garip olan şeyse...TANRI AŞKINA FABİAN NERDEN BURDA UYUYOR?! Bir an için gözlerine inanamayan Adriana birkaç kez gözlerini yumup tekrar baktı manzaraya.Evet! Fabian çalışma masasının yanındaki kanepe benzeri şeyde sızıp kalmıştı.Martin buna nasıl izin verdi? Sonuçta Martin gibi bir insan oğluşunu gözünün önünden ayırdıysa pek de hayırlı şeyler olmamıştır diye düşünüyordu kendi kendine bu ibretlik manzaraya bakarken.Dehşete düşmüştü.

Hafif adımlarda kanepede uyuklayan adama doğru yöneldi.Tam yanı başına geldiğinde işe durdu ve yere çöktü.Başını yana eğip bu nadir görülen manzaraya bir bilim adamı edasıyla bakarken, bir yandan da Martin'in erken geleceğinin tutmamasını diledi içten içe.Onları böyle görürse, yani gördüğü anda, saçını başını yolabilirdi Adriana'nın.Tekrar ofladı.

Genç adamın gözlerinin hafifçe kıpırdanmaya başladığını gördüğünde elini kaldırıp parmağıyla kafasını dürtü sertçe Fabian'ın.
"Uyansana patron." Ve patronu Fabian tam anlamıyla uyanıp ona sorar bir şekilde bakana kadar da dürtüklemeye devam etti.

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●


Hush!:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Fabian H. Schiffer
Simyacı
Simyacı


Mesaj Sayısı : 36
Kayıt tarihi : 22/01/12
Soy Kökeni : İnsan
Hobiler : Televizyon izlemek
Namı : Baykuş

MesajKonu: Geri: Eule Schocolade Cafe'de Tipik Bir Gün~   Ptsi Ocak 30, 2012 12:57 pm

Gölün verdiği dinginlik, sıcak yaz havasının verdiği yorgungunluk... Sevdiği kızla bir yerlere kaçmak için daha güzel bir gün olamazdı şu civarlarda. "Ah Natalia! Bıraksana artık kaçmayı.." Eski filmlerdeki gibi kovalarken güzel kızı tüm fizik kuralları yok olmuştu. Zaman yavaşlamış, yer çekimi bile onlar için hareket ediyordu. Her şeye rağmen Natalia nazlı bir gelin gibi kaçmaya devam ediyordu. Kaçan da kovalanır ya Fabian'ın onun peşini bırakmaya niyeti yoktu.

Elini öne doğru uzattığında kızı yakaladığına emindi Fabian. Saçının kurdelesinden tutmuştu ne yazık ki... O güzel kızıl saçları kurdelenin içinden açığa çıkmış, adeta ahenkle vals yaparak dağılmışlardı. Tanrının kıza bahşettiği güzellik hiçbir gözden kaçamazdı. Elden de kaçırmamak lazımdı bu büyük nimeti. Tutup sarılmalıydı ona, bırakılmamalıydı.
Ne yazık ki Fabian o eşsiz saçlarla büyülenirken kız çoktan kaçmış, kendini küçük gölün soğuk sularına bırakmaya karar vermişti. Şimdi de ellerini sudan çıkarıp sallayarak delikanlıyı kendisine doğru çağırıyordu. Bu davet karşısında kayıtsız kalamayan Fabian tek hamlede tişörtünü çıkarıp atladı gölün içine.

Suda dalıp çıktığında kızın kıkırtıları kulağını şenlendiriyordu. İşte yakalamıştı Fabian avını. Sonunda amacına ulaşmıştı genç avcı. Omzundan tuttu Natalia'sını. Kızın da ona uzanıp yaklaşmasıyla beraber ne olduysa oldu. Önce etraf bulanıklaşmaya başladı sonra da sahne değişti tamamiyle. Ne güzel kız kalmıştı geriye, ne ıslak saçları, ne de güzel yaz havası. Şimdi elde vardı onu dürtükleyen Lena ve çalışma odası.

Eğer o kadar güzel ve Rus olmasaydı büyük ihtimalle kızı o an işten çıkartırdı. "Kahretsin Lena.. Bu saatte burada ne aradığını sorabilir miyim sana? Bu arada saat kaç?" Bir an durup düşündü Fabian. Uzun ve derin bir düşünüştü bu. İlk önce ortamı kavradı. Sıcak yatağında olması gerekirken olduğu yer yatak değil koltuktu. Ardından hafızasının parçaları yavaş yavaş yerine oturmaya başladı, gizemi çözmeye başlamıştı. Yalnız hatırladıklarına göre şuan odada bir de yabancı uyruklu kadının olması gerekirdi ama ortada hiç öyle biri yoktu.

Doğrulup gerindikten sonra gözlerini ovuşturdu. "Eğer buralarda tanımadığın bir kız görürsen Frederick Maryland diye birini tanımıyorsun. Dua et de mutfak kapısından çıkmış olsun." Sonuçta babacığı gelene kadar Fabian'ın ortada hiç kanıt bırakmaması gerekliydi. Yoksa kötü bir çocuk olur ve şirinleri göremezdi.
"Bu arada cidden, odamda ne işin var güzelim?" Belki de Lena kaçmak yerine kendi ayaklarıyla gelmişti Fabian'ın kucağına. Ah ne kadar da güzel bir aşk hikayesi.

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●

Do you remember how
You became who you are now?
Do you remember how
It felt to breathe without
Gasping with all your might?




Eylül is the en iyi fotoşop yapan insan in this site <3

Uçarım:
 

I'll Lemonade:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Adriana Lena Nestor
İnsan
İnsan


Mesaj Sayısı : 43
Kayıt tarihi : 22/01/12
Soy Kökeni : İnsan
Namı : Daş Hatun

MesajKonu: Geri: Eule Schocolade Cafe'de Tipik Bir Gün~   Ptsi Ocak 30, 2012 2:31 pm

Patronunun kronik karı-kız hastalığına şimdi de kronik hafıza kaybını eklemeliydi Adriana.Zira sevgili patronu gördüğü tatlı rüyalardan -kim bilir rüyasında neler yapıyordu-zoraki de olsa uyanır uyanmaz ters ters neden orda olduğunu sormuştu genç kıza sanki sabahın o saatinde orda olup temizlik yapmak isteyen kendisiymiş gibi.Sinir olmuştu ve bu sinir olmuş oluşu da yüzünden gayet belli oluyordu.Hatta yanaklarını bile küçük, şımarık kız çocukları gibi şişirmişti Adriana.O derece yani.

Bir anda uykunun sıcak kollarından çıkan Fabian, gerçekliğin soğuk yüzüyle yüzleşti adeta.Zira önceki geceden kalan anıları hafızasını ele geçirmiş gibiydi aniden.Çapkın adamın hali de bir başka diye düşündü Adriana elinde olmadan.Aslında bu, biraz şirinlik katmıyor da değildi hani genç adama.Ama Adriana da sadık erkek isterdi.Erkek evinin erkeği olup bir tek Adriana'yi görmeliydi kadın olarak.Diğer kadınlara bulaşmamalı-
Ne düşünüyorum ben böyle!! Fabian'ın sesiyle birden bire kendine gelen Adriana, bu düşünceleri kafasından atmak istercesine hızlıca kafasını sağa sola salladı ve aniden ayağa fırladı.Tanrı korusun, ya Martin elinde bir zihin okuma makinesiyle çıkıp gelirse ne olurdu Adriana'nın hali?! Saçını başını yolmaz mıydı Martin?!Martin'se hakkında konuştukları, değil zihin okuyucu zaman makinesiyle bile çıkabilirdi karşılarına mazallah.Sonra da kötü şeyler gelirdi başına zavallı Adriana'nın.Hem de ne kötü!

Yüzündeki hafif kızarıklık belli olmasın diye içinden dua ederken hafifçe boğazını temizledi elini ağzının önüne getirerek.
"Saat altı civarlarında ve ben de odayı temizlemek için burdayım.Dün istemiştin.Unuttun mu yoksa? " dedi bilmiş bilmiş.Tabii ki bilmiş küçük kızı oynayacaktı Adriana.O anki durumunu saklamak için bürünebileceği en iyi rol buydu sonuçta. "Ayrıca teknik olarak zaten öyle birini tanımıyorum, Patron. İçin rahat olsun." diye de ekledi hemen ardından daha bile bilmiş bir ses tonuyla.Doğruya doğru... "Ama sence de daha dikkatli olman gerekmiyor mu?Ya Martin seni yakalasaydı?Çok güzel haşlama olurdunuz benden söylemesi." Sinir bozucu muydu biraz neydi?Normalde Fabian'ı bu kadar iğneleme ihtiyacı duymazdı Adriana."Bu arada-" dedi hemencecik, kızsı bir tavırla kafasını geriye savurup temizlik malzemelerini bıraktığı yere gitti ve yanında getirdiği bezlerden birini yerden alıp temizlik kovasında ıslattı,sonra da Fabian'a doğru bir beysbolcu edasıyla fırlattı."Kendi pisliğini kendin temizlersin." dedi her bir kelimeye ayrı ayrı vurgu yaparak. "Ben sadece tozlarla ilgileniyorum."Sonuçta Adrina elini çevrede olabilecek herhangi bir aşırı iğrenç şeye sürmek istemezdi.

Diğer temizlik bezini alıp kovaya batırırken kendini çok zavallı hissediyordu Adriana.Sonuç olarak hergün patronunun çapkınlıklarıyla uğraşıp bunları Martin'den gizlemek -fark etse kim bilir ne yapardı Martin, bunu düşünmek bile istemiyordu- onun sorumluluğundaydı.Bir de Fabian kendisine sarkıntılık ettiğinde omuzlarındaki bu yük daha da artıyordu.Aslında hoşuna gitmiyor da değil hani Fabian'ın hareketletleri.Sonuçta her kadının hoşuna giderdi beğenilmek amma velakin ortalıkta Martin gibi aşırı korumacı bir evebeyn varsa endişelenecek çok şeyi vardı demekti zavallı kızın.Aslında Fabian'dan hoşlanmıyor da değildi ama-

Tekrar kafasını hızlıca sallayıp sudan çıkarttığı ıslak elleriyle suratına iki tokat attı Adriana, patronu bir elindeki beze bir de ona garip garip bakarken.Yine yaptım. diye düşündü rahatsızlıkla.Her ne kadar Fabian'la arasındaki patron-çalışan ilişkisini korumak istese de böyle zamanlarda mümkün olmuyordu bu pek.Ve şu anda yüzünün deli gibi kızardığını ve Fabian'la da çalışma odasında yalnız olduğunu düşünürse bu, yapmaması gereken bir şeydi.

Oflaya puflaya, elindeki ıslak bezle beraber hızla ayağa kalkıp, kızarmış yüzünü saklamaya çalışarak Fabian'ın oturduğu kanepenin yanındaki çalışma masasına yöneldi ve temizliğe başladı.
"Bahse girerim her şeyi hesaplayıp öyle bana bu odayı temizlememi söylemişsindir." dedi gayet narmal bir ses tonuyla.Sıkılmış gibi ofladı masanın tozlarını alırken."Sen de boş durmasana öyle.Martin gelene kadar burayı bitirmek istiyorsak yardım edeceksin, Patron." sinir bozucu bir ses tonuyla ve 'ben kazandım eheh' diye bas bas bağıran bir yüz ifadesiyle patronuna dönüp pis pis sırıttı.Ve gözleri Fabian'ın gözleriyle birleştiği anda donup kaldı öyle.Fabiana'ın...Uyku sersemi yüzü...Fazlasıyla...Taştı... Gözlerinin faltaşı gibi açıldığını ve zaten kızarık olan yanaklarının daha da kızardığını fark etti şaşkınlıkla.Gözlerini kaçırmak istedi ama onu da yapamadı.Hay lanet! diye kendi aptallığına kızarken Fabian'ın yüzünde garip bir bakış yakaladı zavallı kız.Ve bu bakışı görür görmez zorlukla yutkundu.Tanrı yardımcım olsun...!Gözlerini zorlukla masanın üstüne indirdi ve tekrar yutkundu güçlükle "N-ne duruyorsun başlasana." Sözlerinin ne kadar yanlış anlaşılabilecek nitelikle olduğunu çok sonradan anlayacaktı zavallı genç kız.



●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●


Hush!:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Fabian H. Schiffer
Simyacı
Simyacı


Mesaj Sayısı : 36
Kayıt tarihi : 22/01/12
Soy Kökeni : İnsan
Hobiler : Televizyon izlemek
Namı : Baykuş

MesajKonu: Geri: Eule Schocolade Cafe'de Tipik Bir Gün~   Salı Ocak 31, 2012 10:19 pm

Kendisi çağırmış... Herhalde öylesine bir düşünce olmalıymış, yoksa savah sabah niçin uyandırılmak istesin ki Fabian? Yine de Lena'nın onun isteğini farklı yöne çekmesi hoşuna gitmemiş değildi. Hem ne demişler dervişin fikri neyse zikri odur.

Koltuktan kalıp kıza yaklaştı Fabian. Eğlenmek istiyordu. Eğlencesini engellemek ne haddine. "Ah tatlım tatlım... Acelen mi var?" Bir "cık cık cık" sesi çıkardı Fabian. Ondan kaçmamalıydı güzel kızlar, onlara haksızlık olurdu. "Hem babam gelirse kızacağı kişi ben değilim sen olursun o yüzden endişe yapmaya gerek yok." Patronların işi çalışmak değil para kazanmaktı sonuçta.

Yeniden gidip koltuğuna uzandı, Lena büyük ihtimalle çoktan pespembe kesilmişti. Ah onun o güzel beyaz Rus teni yok muydu.. "Temizleyeyim derken ortalığı dağıtayım deme." Aklına gelen dünyanın en basit numarasıyla sözlerine ara verdi bir an. Sonra oldukça güzel bir şekilde sırıtmaya başladı. "Bu arada oradaki kırmızı kapaklı kitabı açayım deme olur mı tatlım? Bu hiç de hoşuma gitmez." Elbette ki Lena'nın pul koleksiyonunun kapağını açmasını istiyordu. Böylece yanına gidip eğilerek her şeyi kulağına fısıldayabilirdi. Pul koleksiyonları değil de kulaklarına fısıldayan ve yanlarına yaklaşan erkekler etkilerdi kızları.

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●

Do you remember how
You became who you are now?
Do you remember how
It felt to breathe without
Gasping with all your might?




Eylül is the en iyi fotoşop yapan insan in this site <3

Uçarım:
 

I'll Lemonade:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Adriana Lena Nestor
İnsan
İnsan


Mesaj Sayısı : 43
Kayıt tarihi : 22/01/12
Soy Kökeni : İnsan
Namı : Daş Hatun

MesajKonu: Geri: Eule Schocolade Cafe'de Tipik Bir Gün~   Salı Ocak 31, 2012 11:09 pm

Ne diyebilirdi ki? Adam haklıydı.Sonuçta ne olursa olsun Martin'in kızacağı kişi yine Adriana olacaktı. Adamın hayat felsefi 'Oğluşlarım ne yapsa haklıdır!' gibiydi sanki.Gibiyi bırak öyleydi basbayağı!Öyle ki, o an gidip Adriana Martin'e oğluşunun boş zamanlarında yediği haltları anlatsa suçlu yine Adriana olur, üstüne de bir ton laf işitirdi.Öyle bir şey yapsa Martin'in yüzünün alacağı öfkeli şekli görebiliyordu adeta. "Oğluşuma iftira mı atıyorsun sen bakiyim, hıı?!" derdi ona Martin kesin.Hatta bu haltlar adamın gözünün önünde bile olsa o aşiftenin olurdu suç.Suçluyu cezalandırmak için de saçını başını yollardı Martin o aşiftenin.

"Sende haklısın Patron."
dedi onaylayan, bir yandan da dertli bir sesle.Sahi ne çok derdi vardı genç kızın!Hergün böyle şeylerle uğraşmak amma yoruyordu onu.Ve Fabian'ın -o an yaptığı şeyler gibi- davranışları da işini hiç kolaylaştırmıyordu doğrusu.Birkaç kez işi de bırakmayı düşünmüştü ama iş bulmak zordu ve tek başına yaşadığından bu işe çok ihtiyacı vardı.Evet ya, bir of çekse karşıki dağlar yıkılırdı. "Zalimin önde gidenisin Patron.Martin beni burda bulsaydı eminim gülme krizine girerdin." Derin bir of çekti dertli dertli.Masanın üstündeki kırmızı kitabı yana çekip ordaki tozları aldı.

Bir de Fabian öyle koltuğa uzanmış pişmiş kelle gibi sırıtmıyor muydu?İşte ona sinir olmuştu Adriana.Toz almaya bırakıp bir yumruk geçiresi gelmişti patronun suratına ama...Patron patrondu sonuçta.Öyle bir şeyi yapamazdı.
"Benim temizlik anlayışım seninkinden farklı merak etme.Ayrıca niye dağıtacakmışım ki?" Bir an için temizliği bırakıp patronuna döndü ve tek kaşı havada tip tip baktı ona."Yani madem bana güvenmiyorsun kendin temizle o zaman." Birkaç saniye daha tip tip genç adama baktıktan sonra yüzünde bir 'bu yaptığını hiç onaylamadım hacı' ifadesiyle masayı temizlemesine döndü.

Kırmızı kitap mı?Az önce yerinden oynattığı kitaptan mı bahsediyordu patronu? Ayrıca neden açmamasını istemişti ki?Şimdi meraklanmıştı işte.
"Hayret ya, sen kitap okur muydun?" dedi sırıtarak ona bakan patronuna yumruk atma isteğini bastırarak.Hani yasak olan çekicidir derler ya,Adriana'nın da kitaba aşkı kabarmıştı o anda. "Ne kitabı ki bu?" Patronun dediğini umursamamaya karar verip merakla kitabı eline aldı ve açtı.

Bu ne be...?!Dalga mı geçiyor?! Şaşkın şaşkın bir sırıtması şimdi daha da genişlemiş ve sinsileşmiş olan patronuna bir de elindeki kitabın içindekilere baktı.Zira kitabın içinde renk renk ve farklı desenlerde posta pulları vardı.
"P-pul kolleksiyonu mu...?" Kafasını ağır çekimde patronuna döndüren Adriana dumura uğramış surat ifadesiyle patronuna baktı.Kafasının arkasında bir su damlacığı oluştuğunu hissetmişti sanki."Sen...Şimdi..." Kandırıldığını anlayan genç kız patronuna sanki onu dövecekmiş gibi baktı.Ama bir yandan da yanaklarının kızardığını hissedebiliyordu Adriana."Sen var ya..." hayvanın tekisin...! Adriana sadece bir çalışandı ne de olsa.İşten atılmak istemiyorsa patronuna öyle şeyler söyleyemezdi.Bu yüzden, sadece düşünmekle yetindi zavallı kız.Düşüncelerine de mühür vurulamazdı ya?



●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●


Hush!:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Fabian H. Schiffer
Simyacı
Simyacı


Mesaj Sayısı : 36
Kayıt tarihi : 22/01/12
Soy Kökeni : İnsan
Hobiler : Televizyon izlemek
Namı : Baykuş

MesajKonu: Geri: Eule Schocolade Cafe'de Tipik Bir Gün~   Çarş. Şub. 08, 2012 9:04 pm

Gerçekten bu numara işe yaramışsa ya Fabian iyi bir yalancıydı ya da Adriana gerçekten saf bir kızdı. Sarışın bir aptal gibi görünmüyordu oysa ki. Demek ki her sarışında derinden gelen ırksal bir saflık oluyor ya da Rusya'daki tüm kızlar zaten taş gibi olduğu için erkeklerin güzel kız tavlamak için basit numaralar kullanması gerekmiyordu. Her ikisi de doğru olabilirdi bu durumda. "Pulları çok severim. Hem senin gibi saf ve güzel kızları odaya çekmeye de yarıyor Lena." Senin gibiyi pek bastırmayarak söylese de Adriana'nın buna sinir olacağını biliyordu.

Uzandığı koltuktan -tekrar- kalkıp kızın yenına gitti ve kulağına doğru eğildi. "Mesela şu ikinci sıradaki baştan üçüncü olanı Fransa'dan geldi. En amour avec l'aveugle~" Olmayan Fransızcasıyla bile kızlara bir güzel hava atabilirdi. Birkaç güzel kelime bilmek yeterliydi zaten. Gerisi de mühim değil. Karşısındakinin dillerle ilgili bir bilgisi olmadığı sürece Almanca konuşup Fince diye yutturabilirdi de, ne zarar gelirdi ki hem? Çoğunu hayatı boyunca bir daha görmediği için gördüğü zarar hiç seviyesinde oluyordu.. Adriana'yı da bir daha görmeyecek olsa daha çok yabancı konuşabilirdi herhalde.

Kızıb kulağına fısıldadıktan sonra geri çekildi ve elini çenesine koyup kız izlemeye başladı adeta bir yönetmen edasıyla. "Daha fazla şey öğrenmek istersen bana sorabilirsin, hepsinin çok güzel hikayeleri var." Yarısı uydurma olsa da kalıplaşmış hikayeler. Gerçek olanlar da vardı tabi, sayıları fazla olmasa da vardı. Sonuçta sadece pul, hikayeleri olsa ne olur olmasa ne olur...

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●

Do you remember how
You became who you are now?
Do you remember how
It felt to breathe without
Gasping with all your might?




Eylül is the en iyi fotoşop yapan insan in this site <3

Uçarım:
 

I'll Lemonade:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Eule Schocolade Cafe'de Tipik Bir Gün~   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Eule Schocolade Cafe'de Tipik Bir Gün~
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kanayan Ay  :: Londra :: Park :: Eule Schokolade Cafe-
Buraya geçin: