Kanayan Ay

*Buraya random gothic cadılı söz geliyor*
 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Macbeth'e Reklam Arası

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Leon Lewis
Kirli Kan
Kirli Kan


Mesaj Sayısı : 632
Kayıt tarihi : 22/04/10
Soy Kökeni : Bulanık
Namı : Paul Tibbets, Lester, Leroy, Lewin, leo, Le Roi

MesajKonu: Macbeth'e Reklam Arası   Salı Şub. 21, 2012 4:01 pm

Ocak, 2011
Leon Lewis, Marlane D.


Sekize on dakika kala opera önünde yerini almıştı. Bekletilmeye karşı öyle büyük takıntıları olmadığı için ne zamandır orada durduğu veya duracağı pek önemli değildi ona göre. Beklemekten sıkılmazdı. Etrafını izleyerek kafasını dağıtmak pek de zor değildi nihayetinde. Yeni yüzleri inceleyip insanların telaşına, heyecanlarına ve diğer duygularına dahil olmak kendi edebi ufkunu açardı.
Marlane ile mezarlıkta anlaşmasından sonra, yarım saat mezarlıkta oyalanmış, ardından paltosunun yakalarını kaldırarak şehir merkezindeki dairesine hızlı adımlarla dönmüştü. Akşama hazırlanması uzun süren bir iş değildi. Bu nedenle eve girince yaptığı ilk iş dolabını kıyafet için karıştırmak olmadı. Zaten aklında giyecekleri ilk anda planlanmıştı bile. Böylece vaktini
kapıda bulduğu postasını kendisine götürdüğü ev sahibesiyle kapı başı muhabbetiyle, duş alarak ve işlemeli çakılarını çekmecesinde birkez daha dizerecek harcadı.
Sekize son bir saat kala sarı kısa saçlarına az da olsa biçimlendirebilmek için saç kremini sürüp dolabının -nihayet- kapısını açmıştı.

Üzerinde siyah, yakalarını yine kaldırdığı kaşmir paltosu vardı. Klasik görünmekten ne zaman bıkmıştı ki zaten... Saçlarını serbest, karışık bırakmaktansa -bunun onu kötü gösterdiğini düşünmüyordu tabii- elleriyle kabarıklığını indirmeden Elvis Presleynin saçları gibi geriye attırmış, geri kalan tutamları da ön perçemlerine nazaran daha sönüp bir şekilde yatırmıştı ensesine doğru. Yüzüne daha keskin ve klas hava katan bu saçıyla ufak davet arasına lüks kalacağından hiç şüphesi yoktu.
Siyah giyinmişti. Siyah gömlek, siyah önce kravat, gömleğini içine soktuğu siyah dar bir pantalon. Sarı saçlarının siyahını açacağını biliyordu. Hem ne siyahın asaletinin yanında durabilirdi ki?

Sigarasını yakmayacaktı. İçinden yakması için her türlü ses feryat figan bağırsa da büyük operanın hemen kenarında elleri cebinde dururken Marlane'in onu her fırsatta sigaraya koşan biri gibi düşünmesini istemiyordu. Hem sigaranın kapısına meyil eden insanların bundan hoşlanacağından da emin değildi. Birisiyle buluşmasaydı sırf bu sebep için bile yakardı bir sigara fakat hayır, bugün Marlane'le buluşacak, o kibar beyefendiyi oynuyordu.
Elini paltosunun cebinden çıkartıp kolunu hafifçe silkerek kol saatine baktı. Sekize son birkaç dakika kalmıştı. Vaktin gelişiyle birlikte kafasını kaldırmış etrafına yavaş, sakin hareketlerle bakınmaya başlamıştı. Etrafta sürekli farklı yönlere yürüyen insanlar olsa da bir tane kızıl kafayı o insan ordusunun arasından seçebileceğine inanıyordu...

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●


    anarchyintheyukeyI've been watching, I've been waiting,
    anarchyintheyukeyIn the shadows, for my time. In the Shadows...



    I'm Sherlocked!:
     

    I'm Serdar Ortaçed!:
     

    I'm Ringed!:
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://bleedingmoon.soulsboard.com/t182-leon-lewispaul-tibbets
Marlene D.
Engizisyon Mahkemeleri Başkan Yardımcısı
Engizisyon Mahkemeleri Başkan Yardımcısı


Mesaj Sayısı : 37
Kayıt tarihi : 15/01/12
Yaş : 27
Soy Kökeni : Avcı
Hobiler : Millete laf atmak
Namı : Marry

MesajKonu: Geri: Macbeth'e Reklam Arası   C.tesi Şub. 25, 2012 5:32 pm

Hayatın farklı bir gününde olmak da güzeldi. Tabii akşama kadar Engizisyon'da olunca bu güzelliğin farkına varmak zor oluyordu. Onca iş sanki gelecek bir tek bu günü bulmuş gibiydi ve işleri halletmeden çıkmak istemeyince de o kadar çok oyalandı ki eve geldiğinde saat çoktan yediyi bulmuştu. Bir duş alıp çıkana kaddarsa çoktan yedi buçuktu ve kıyafetini seçmesi için zaman oldukça kısıtlıydı, saçını yapmak içinse zaman olacağını bile düşünmüyordu. Dolapta bulduğu kırmızımsı bir renkteki -rengin adını bile bilmiyordu- elbiseyi alıp üstüne geçirdi. Ardından yatağın üstünde duran kahverengi parkasını üstüne geçirdi ve belki takside makyaj yapacak zamanı olur diye cebine birkaç makyaj malzemesi tıkıştırdı. Çıkmadan önce bir şey unuttuğunu düşüyordu ama telefonu anahtarının ve gözlüğünün yanında görünce hemen cebine attır ve ayakkabılıktaki tek babaanne ayakkabısına benzeyemeyen topuklu ayakkabıyı ayağına geçirip kendisini dışarı attı.

Neyse ki acıklı filmlerdeki ayrılan çiftlerin şansına sahip olan bir kişi olarak evden çıkıp kaldırıma ayağını atar atmaz bir taksiyle karşılaştı ve elini sallayıp durdurdu. Taksiye adımını atıp da gideceği yeri söylediği anda gözünün önüne kare kare vestiyerin üzerindeki anahtarlığın içindeki gözlüğü ve anahtarlarının görüntüleri geldi gözünün önüne kare kare... En gerekli şeyleri unutmuş olması nasıl bir ironiydi böyle. Üstelik onları görüp de almayı aklına bile getirmemesi... Trafiğin durumunu ve neredeyse saatin sekiz olmasını göz önünde bulundurarak geri dönmeyi yediremedi kendisine. Zaten dönse de eve girebilmek için çilingir çağırması gerekirdi ki bu yapması gerekenleri yapana kadar saat ona bile gelebilirdi, bu yüzden parkasının cebine attıklarıyla öylesine bir makyaj yaptı kendisine. Daha doğrusu palyaçoya benzemekten korko korka ruj ve rimel sürdü.

Taksi operaynın varınca cebinden birkaç sterlin çıkarıp adama uzattı ve arabadan indi. Saat sekizi beş kalıyordu, bu sadece geç kaldığının göstergesiydi. Harika, süper bir şekilde geç kalmış ve yeni tanıştığı bir insanı bekletmişti. Bu yüzden koşabildiği kadar koşmaya başladı operanın önüne gelinceye kadar, zaten yakın olduğu bir yere topuklu ayakkabılarıyla koşup nefes nefese kalmak gibi yeni bir alışkanlık edinmiş oldu böylece. Leon'u bulduğundaysa nefes almakta güçlük çekiyordu. "Ben... özür... dilerim... Öhö... Çok bekletmedim ya?" Hiç yoktan gelebilmek için acele etmiş havası vardı ya... O da bir şeydir..

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●



:{♥_♥}:
 

fue tiempo para no olvidar
la zona mala quiere ahora descansar
que campanilla te cuide y te guarde


❥:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon Lewis
Kirli Kan
Kirli Kan


Mesaj Sayısı : 632
Kayıt tarihi : 22/04/10
Soy Kökeni : Bulanık
Namı : Paul Tibbets, Lester, Leroy, Lewin, leo, Le Roi

MesajKonu: Geri: Macbeth'e Reklam Arası   C.tesi Şub. 25, 2012 7:17 pm

Sonunda kızılını görünce telaş içinde, aldığı derin nefesle kabarmış göğsü iniverdi. Gözlük ve sade makyajıyla kesinlikle sabahki karşılaşmalarından daha şık görünüyordu. İlk umudunu başarıyla gerçekleştirdiğine göre, geriye tek bir şey kalmıştı; kıyafetinin de beklentiye değecek bir şey olması. Biraz olsun göz zevkine uymadan nasıl estetikten gelen hevesine ayak uydurabilirdi ki? Araya manzarasını bozacak hiçbir insanın giremeyeceği kadar yaklaşınca hızla süzdü onu.
Topuklu ayakkabılar: tamam. Parkasının arasından nadiren görülen elbisenin rengi: tamam.
İşte şimdi geceye hazırdı.
Nefes nefese geç kaldığına dair söylediği şeyleri dinlerken genişçe gülümsedi Marlane'e. Sol kolunu silkerek saatini çıkarttı ve dirseğini asil bir tavızla kırıp saatine şöyle bir göz attı. "Geç kalmak? Geceye ne de şakalı başladın öyle?" dedi kaşlarını kaldırıp neşe dolu bir tınıyla. Saygı eki eklememişti çünkü araya akşama boşu boşuna sıkıcılık sokacak bir etmen olmasını istemiyordu. Eğer o böyle neşeyle başlatırsa, böyle devam edeceğine de emindi aslında. "Teknik olarak tam da saatinde geldin. Bendenizin de mekana erken gelip bekleyerek kendine eziyet etmek gibi huyları yoktur." dedi elleri cebinde, hafifçe öne doğru eğilip göz kırparak.

Sırtını yeniden dikleştirince bir aristokrat edasıyla kaşını kaldırdı. Parmaklarını dansa davet eder bir tavırla çevirerek elini kıza doğru uzattı. Elini tutması için fazla beklemeden o, kızın elini uzanıp parmaklarını nazikçe kavradı. "Sokak ışıkları daha bir güçlendirilmiş olmalı senin gözalıcılık rolünü kapabilmek adına. Ne saçma... Görüyorum ki yıldızlar bile boyun eğmiş bu gece karşında." dedi sesine de sözleri kadar şiirsel bir melodiklik katarken. Parmaklarını tutmaya devam ederken bir döndürdü kendi etrafında Marlane'i. "Akşamı şenlendirdiğin için teşekkürler Bayan Marlane." Sesi bu sefer gizliden gizliye tahrik etmek istercesine kısık çıkmış, gözleri de kısılarak kızın gözlerine bakmıştı buğulu bir şekilde. Herkes abartılı iltifatlardan hoşlanırdı. Kızılı da öyle ahım şahım bir güzelliğe sahip olmasa da, egosunu tatmin ediyordu ve biraz daha eğlenmek için ateşi sözlerle körüklemek hiç de fena bir fikir değildi. Hep işe yaramamış mıydı zaten?

Marlane'in dönüşü bitince hala havada tuttuğu elini indirerek dirseklerinden kırdı kolunu, biraz olsun yaklaştırdı kızılını kendine. Çenesi hafif kalkıp hala gülümseyen suratıyla parmakları arasında yavaş yavaş Marlane'in elleriyle oynamaya başladı. "Eğer yorgunsan seni zorlamak gibi bir niyetim yok. Yine de... Yürüyerek akşamın akışına katılmayı tercih ederim ben. Eğer sokaklarda sürtmeye razıysan koluna girip Londra turumuza başlayabiliriz. Ama..." Boş elini cebine sokup anahtarlarını çıkarttı. "Yürümekten hoşlanmıyorsan arabamı sokağın başına getirdim. Şoförün olabilirim." dedi parmağında anahtarı sallayarak.

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●


    anarchyintheyukeyI've been watching, I've been waiting,
    anarchyintheyukeyIn the shadows, for my time. In the Shadows...



    I'm Sherlocked!:
     

    I'm Serdar Ortaçed!:
     

    I'm Ringed!:
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://bleedingmoon.soulsboard.com/t182-leon-lewispaul-tibbets
Marlene D.
Engizisyon Mahkemeleri Başkan Yardımcısı
Engizisyon Mahkemeleri Başkan Yardımcısı


Mesaj Sayısı : 37
Kayıt tarihi : 15/01/12
Yaş : 27
Soy Kökeni : Avcı
Hobiler : Millete laf atmak
Namı : Marry

MesajKonu: Geri: Macbeth'e Reklam Arası   Paz Şub. 26, 2012 8:59 pm

Hala bugün başına gelenlerin bir şakadan ibaret olduğunu düşünüyordu zira Leon gibi birinin onun elini tutması bile kıyamet alametleri arasında yer alsa gerekti. Bunu hak edecek kadar iyi bir şeyler yapmış olamazdı. Teşekkür alacak bir şeyi ise asla yapmamıştı. Sırf bu gece için diz çöküp imana gelmesi gerekirdi. Bu durumda Leon değil teşekkür etmek tebessüm bile edemezdi.

Yürümek... Eğer Leon tüm gece bu kadar baştan çıkarıcı olacak olursa her an heyecandan bayılıp yere düşebilitdi, çok da zor olmazdı bu haliyle. Londra turunu tamamlamayı geç yüz metre bile yürümeyi başaramazdı bu haliyle. Araba iyi fikirdi, en azından oturursa ayakları yerden kesilse bile oturma organı yerde kalmaya devam ederdi ve daha etik bir görüntü ortaya çıkardı. Bayılsa da yere düşüp kendini iyice rezil etmezdi, daha güzel. "Aslında... yürümeyi tercih ederdim ama yorgunum, o yüzden arabaya binsek daha iyi olabilir." Leon'ın onun yürümeyi bile beceremeyen insanlardan olduğunu düşünmesinden gayet korkabilirdi ama rezil olmaktansa öyle görünmek de bir seçenekti. Hangi kız eli böyle bir adamın elindeyken mantıklı düşünebilirdi ki? Marlene düşünemezdi... Hiç düşünemezdi...

Eli Leon'ın elinde olduğundan beri hızlanan kalbi ve sıklaşan nefesi heyecanını ele veriyor olsa gerekti. Önünde kütük olsa bile bunu anlardı ve karşısındakinin kelimeleriyle güzelliğine bakılacak olursa ağaçlarla bir akrabalığı olduğu söylenemezdi. Arabaya doğru yürümeye başladılar. Arabasını da merak etmiyor değildi, büyük ihtimalle güzel bir şey olsa gerekti. Böyle birinin arabası için de aksini düşünemezdi zaten. Aslında ona güzel biir arabadan ziyade bir limuzini yakıştırabilirdi. Araba seviyesi havalılık seviyesiyle doğru orantılı olsaydı porscheden aşağısı yakışmazdı Leon'a. Marlene'inse bir arabası bile yoktu... Buradan havalılık seviyesini siz çıkarın isterseniz. Çok da zor olmasa gerek bulması. "Arabaya binmenin çok sorun olmayacağını umuyorum. Bu gecelik bağışla. Yürüyüş de başka zamana kalsın." Başka bir zaman Leon'la dışarı çıkma şansını yakalayabilirse tabii. Hayat insanın yüzüne o kadar çok gülmezdi.

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●



:{♥_♥}:
 

fue tiempo para no olvidar
la zona mala quiere ahora descansar
que campanilla te cuide y te guarde


❥:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon Lewis
Kirli Kan
Kirli Kan


Mesaj Sayısı : 632
Kayıt tarihi : 22/04/10
Soy Kökeni : Bulanık
Namı : Paul Tibbets, Lester, Leroy, Lewin, leo, Le Roi

MesajKonu: Geri: Macbeth'e Reklam Arası   Ptsi Şub. 27, 2012 5:55 pm

Marlane yürümeyi tercih ettiğini söyleyince dudaklarını büküp gözlerini yumarak durumu tartarmışçasına kafasını iki yana salladı. "Pekala o halde, sen nasıl istersen." dedi koluna girmesi için kolunu uzatarak. Onun girmesini çeklemeden kendisi soktu kızın kolunu, koluna, arabanın olduğu yöne doğru yürümeye başladı.
Açıkçası bu seçim de pek bir etki yaratmamıştı ona. Arabasında camlar açık sürerken gidecekleri yere, rüzgarın tadını çıkara çıkara gitmek de bir şeydi. Tabii, arabasının tadını fazla alırsa fazladan yolu uzatabilirdi de ve bu... planlarına dair pek de hoş bir seçim olmazdı. Leon da bir insandı ve her ne kadar arabası için öyle büyük bir çaba harcamamış olsa da kıymetli saydığı eşyalarının arasında sayılırdı arabası.

Sonunda arabasının yanına gelince kızılının kolundan çıkıp cebine geri attığı anahtarını çıkarttı. "Başka bir zamanı daha bana lütfederseniz birkaç defa daha seni görmek için arabayla gitmeyi tercih edebilirim yalnız? Bunu göze alabilir misin?" dedi gülerek, arabanın kapısına anahtarını sokarken bir anlık yüzünü, Marlane'in yüzüne gülebilmek için kıza döndürerek.
Chevrolet Eldorado otomobilin üzerinde en ufak bir toz dahi yoktu. Vaktini özellikle ayırıp üzerine hafifçe sildiği bu siyah fıstığını bir an dahi kirli görmek istemezdi. Yeni eğlencesiyle arabasını tanıştırmak büyük onurdu Leon için. İkisi de o gece için önemli iki obje olacaktı. Evet, ikisi de. Ve yine evet, obje.
Arabasını paraya kırıp aldığı yoktu. Her hafta aksatmadan çıktığı yoldaki insanların çantalarını zorla çalmak ona bir hayli büyük bir kasa bağışlamıştı tabii, ama asla el altında bir tane dururken yeni bir araba almazdı o. Otomobili, onun falan değildi. Dört yıl önce babasına bu otomobili istediğini söylemişti. Hayır dedi babası, çaldı o da. Bu kadar basitti işte fıstığına kavuşuşu. Çalmasının ardından ona kızdı diye babasını yumruklaması da gerekmişti fakat bu sadece ayrıntılara giriyordu... Anahtarı dönünde nazikçe kapıyı Marlane için açtı. Hafifçe eğilirken yüzünü kızıldan ayırmamıştı.
"Buyrun lütfen." dedi göz ucuyla arabanın içerisini işaret ederek. Marlane tamamen içeri girip onun için kapısını kapatana kadar bekledi. Camın ardından kıza bir göz kırpmasından sonra sağdaki kapıya doğru koştu vakit kaybetmeden. İçeri girerken onu sempatik gösterecek bir mimikle derin bir nefes verdi. Kapısı kapatıp olduğu yerde bir kıpırdandı. "Eee, nasıl geçti bugünün?" dedi gözü dikiz aynasında, arabayı çalıştırmak için bir elini direksiyona, diğerini el frenine koyarken.

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●


    anarchyintheyukeyI've been watching, I've been waiting,
    anarchyintheyukeyIn the shadows, for my time. In the Shadows...



    I'm Sherlocked!:
     

    I'm Serdar Ortaçed!:
     

    I'm Ringed!:
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://bleedingmoon.soulsboard.com/t182-leon-lewispaul-tibbets
Marlene D.
Engizisyon Mahkemeleri Başkan Yardımcısı
Engizisyon Mahkemeleri Başkan Yardımcısı


Mesaj Sayısı : 37
Kayıt tarihi : 15/01/12
Yaş : 27
Soy Kökeni : Avcı
Hobiler : Millete laf atmak
Namı : Marry

MesajKonu: Geri: Macbeth'e Reklam Arası   Salı Şub. 28, 2012 8:21 pm

Erkeklerin hepsi aynı diye düşünen bir kadının farklı bir erkek görünce niçin silinirdi bütün karşıt düşünceleri? Gözleriyle düşüncelerinin birbirlerini tutması için yaptıkları bir oyun muydu bu değişim yoksa kadınlıklarının gerektirdiğibir şeyden ibaret miydi? Değişirdi tüm düşünceleri işte. Ya hiç öyle düşünceleri olmayan biri öyle düşünceleri saniyesinde değiştirebilecek biriyle tanışınca... İşte o zaman çok komik oluyordu zira herkese dibi düşen birinin o sürekli kıpırdanışı ve bitmek bilmeyen heyecanı gayet de gülünesi bir durum oluyordu. Sürekli ne yapacağın, nasıl davranacağını ve ne söylemesi gerektiğine karar vermeye çalışması da cabası. Kendi halini dışarıdan görse acı çekerdi Marlene. Hoş, içeriden de o kadar eğlenceli değildi ama fark etmesi zordu canım.

Karşısında görmeyi hiç ummadığı bir soruyla karşılaşınca da ne söyleyeceğini kestiremedi pek. Soru normal olsa da karşılaşmayı beklemiyordu. Normal şeylerle karşılaşmak da doradışı olabilirdi sonuçta. "İş güç işte... Bir sürü gereksiz şey. Gerisinde de koştur koştur eve gidip hazırladım." Boş bir gün geçirdiğini söylemek isterdi ama günün geç olmayan saatlerini sayarsa o kadar da boş bir gün değildi bu. "İşten önce de mezarlığa gitmiştim.. Orada da yakışıklı bir çocukla tanışmıtşım. Ama gerisinde mezarlığa niye gittiğimi unuttum." Çok mu vıcık vıcık olmuştu? Flörtleşmek Marlene'in işi değildi, kesinlikle. En azından bu kadar endişeliyken ve her şeyin altında kendisini suçlu çıkaracak bir şey ararken olmuyordu.

Zaten çoktan elleriyle oynamaya ve tırnaklarını izlemeye başlamıştı bile. "Senin günün nasıl geçti?" Elleriyle oynamaya devam ederken gözlerini Leon'a çevirdi. Araba kullanırken bile asil durabiliyordu.

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●



:{♥_♥}:
 

fue tiempo para no olvidar
la zona mala quiere ahora descansar
que campanilla te cuide y te guarde


❥:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon Lewis
Kirli Kan
Kirli Kan


Mesaj Sayısı : 632
Kayıt tarihi : 22/04/10
Soy Kökeni : Bulanık
Namı : Paul Tibbets, Lester, Leroy, Lewin, leo, Le Roi

MesajKonu: Geri: Macbeth'e Reklam Arası   Çarş. Şub. 29, 2012 3:09 pm

Dikiz aynasını son kez düzeltmesinin ardından gazın üzerine ayağını getirip etrafına bakınarak güzel kızının yürümesi için ayağına yük verdi. Parmakları direksiyon üzerinde ritm tutuyordu ki Marlane'in söyledikleriyle tatlı tatlı gülmeye başladı. Evet kendisi de gülüşünü tatlı tatlı diye isimlendirebilirdi zira dikiz aynasına bakarken şöyle bir kendisiyle göz göze gelmiş, kurbanlarının derisini falçatasıyla keserkenki gülüşüyle pek bir fark görememişti. Tatlı anlarda insanlar elbette ki tatlı güleceklerdi...
"Yorucu bir günden sonra buraya gelip eğlenme enerjisini kendinde nasıl buldun? Hayır, o kadar iş üzerine zaten yorgunsun. Bir de o dağınık kafayla belini ağrıtmak istemem." Aslında, gayet de isterdi. Yorgunken zorla birisine iş yaptırmak da eziyetin kardeşiydi ve... Hey, legal değil miydi? Belini ağrıtma kısmıysa o kadar da planlı çıkmamıştı ağzından. Her ne kadar ilk geceden kızı yatağına atmayı düşünmese de sonraki buluşmaları için yeterince uygun bir iddialı söz olmalıydı galiba...
Yakışıklı... Karizmasının farkında olsa dahi her nedense Marlane'in iltifatı hoşuna gitti. Egosunu bir güzel okşamış bu sözle yeniden güldü hatırlayınca. Ne var ki ilk gülüşü de Marlane'in bu sözüneydi ya zaten...

"Benim günüm... Galiba daha tek düze. Yeni bir rütbeye atanacağım için atanmadan önceki tatilimi yaşıyor sayılabilirim." İşini soran kızlara söylediği iki yıllık yalan. Evet, iki yıldır hala rütbesine atanmamıştı zavallı Leon. Babası yüksek rütbeli bir polis olduğu için onun rütbesini de kendi hikayelerine katmaktan rahatsızlık duymuyordu. Adalet için savaşan şehrin koruyucu gardiyanıydı Leon. İşin aslında her ne kadar polisler kellesi için birbirleriyle çatışsalar da... Polisleri salak bulurdu. Babası da bu teorisinin en kaliteli kanıtıydı. "Mezarlıkta tanıştığım nar çiçeğinin ardından biraz daha mezarlıkta oyalandım. Ardından uğramam gereken birkaç arkadaşın ardından... buradayım işte. Bu işler günümü iyi günler kümesine sokuyor sanırım. Özellikle hala büyüsünde olduğum nar çiçeğinin ardından." Kıza iltifatlarıyla elleri direksiyondaki ritimlerini kesmiş, sesi daha romantik görünebilmek için buğulanmıştı.
"Blues sever misin?" diye sordu gözlerini yoldan ayırmadan. Kızın nerede çalıştığını sormayı bara saklıyordu. O zaman kadar gidecekleri yerden çerez muhabbetler edebilirlerdi, ha?

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●


    anarchyintheyukeyI've been watching, I've been waiting,
    anarchyintheyukeyIn the shadows, for my time. In the Shadows...



    I'm Sherlocked!:
     

    I'm Serdar Ortaçed!:
     

    I'm Ringed!:
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://bleedingmoon.soulsboard.com/t182-leon-lewispaul-tibbets
Marlene D.
Engizisyon Mahkemeleri Başkan Yardımcısı
Engizisyon Mahkemeleri Başkan Yardımcısı


Mesaj Sayısı : 37
Kayıt tarihi : 15/01/12
Yaş : 27
Soy Kökeni : Avcı
Hobiler : Millete laf atmak
Namı : Marry

MesajKonu: Geri: Macbeth'e Reklam Arası   Çarş. Şub. 29, 2012 9:13 pm

Hızla nefes almaya devam ederken biraz da olsa nefes alma sıklığını azaltmaya ve daha az heyecan yapmaya karar verdi Marlene. Zira bu gece bu şekilde asla ve asla bitmeyecek gibi görünüyordu. Önünde oldukça uzun bir gece vardı, düzgün davranmaya başlamazsa geceyi kaybetmesi ya da sıkıcılıktan bir yerlerde uyuya kalması olası olurdu. Böyle olunca da değil Leon'u bir daha görmek, Londra'da yaşamaya ve mezarlığa tekrar gitmeye bile utanırdı. Zaten çok da huzurlu hissetmediği atmosferi daha da bozmak istemediği için derin nefesler almak yerine biraz daha sakin nefesler almaya başladı. Bir de Leon'ın gözlerine bakmak onu rahatlatıyordu gayet. Ağzından çıkanlar da iyi rahatlatıyordu. Yalnız beklenmedik sorularla karşılaşma günü olarak nitelendirdiği şu gününde yine beklemediği bir soruyla karşılaşması ona acı verici gelmişti yine. Çalışmadığı yerden soru çıkması kasılmasına neden oluyordu işte. "Sevmemişliğim yok pek... Aslında müzik dinlemeye çok zaman ayıramıyorum, dinlediğimde genellikle eski pop-rock parçalardan veya klasik müzik dinliyorum. Blues sevip sevmediğimi hiç düşünmemiştim daha önce. Galiba hiç yoktan hoşlandığımı söyleyebilirim." Sadece arkadaş değiliz ama arkadaşlıktan öteye gidemeyiz gibi bir ilişkisi vardı galiba. Müzik türleriyle de ilişki yaşanılabilir.

Biraz daha düşündükten sonra bir şeyler eklemesi gerektiğini fark etti. Normal konuşmalar karşılıklı olurdu. Karşındaki sana bir şey sorardı ve sen de cevap verdikten sonra ona başka bir soru sorardır, böylece karşılıklı düzgün bir iletişim kurardınız. Engizisyondaysa her şey daha basitti. Marlene söyler, diğerleri yapardı. Küçükkense diğerleri söyler Marlene yapardı. Tek taraflı işlemesine rağmen çok faydalı bir iletişim şekliydi bu, ses tonuna bağlı olarak da işe yarama oranı yüksekti kesinlikle. Büyüyünce ve tek başına sosyal bir ortama karışınca böyle garip iletişim şekillerine girmek gerekiyordu. Gerektiğinden fazla düşünmek gerekirdi böyle şeylerde. Herhangi bir yanlış sosyalliğini ve saygınlığını bozardı insanın. Diğerinin gözündeki tüm nar çiçekliği, büyüleciğiliği ve benzeri şeyler basit bir şekilde yok olabilirdi. "Ya sen, hangi müzik türlerini seversin?" Bu ortama ve konuya uygun bir soru olsa gerekirdi. Soruyu düşünmek için çok fazla zamana ihtiyaç olmasa da bu heyecanla hem içindeki kusma isteğini bastırıp hem de bu soruyu sorabilmek oldukça yüksek bir yerenek sayılabilirdi esasında.

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●



:{♥_♥}:
 

fue tiempo para no olvidar
la zona mala quiere ahora descansar
que campanilla te cuide y te guarde


❥:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon Lewis
Kirli Kan
Kirli Kan


Mesaj Sayısı : 632
Kayıt tarihi : 22/04/10
Soy Kökeni : Bulanık
Namı : Paul Tibbets, Lester, Leroy, Lewin, leo, Le Roi

MesajKonu: Geri: Macbeth'e Reklam Arası   C.tesi Mart 03, 2012 7:28 pm

Kendisinin de blues ve cazla kan uyumunun kusursuz olduğunu söylemezdi. Fakat muhabbet ederken ruhunu yormayacak, Leon'un gösterdiği ve hala da üzerinden yürümeye kararlı olduğu kibar çizgisine uyacak harika bir fon müzik olduğu kesindi. Gerçi reddedemezdi ya, çoğu saçma müziğe göre daha büyük sevgi beslerdi caza. Hele ki son zamanlarda dinlediği şarkıların bir listesini yaparsa o güzeller güzeli tınıları görmezden gelmek terbiyesizce olurdu.
Herkes bilirdi, Leon terbiyeli bir insandı canım.
"Öyleyse güven bana, seveceksin. Duygu sömürüsünü üzerine basmadan hüznü olgunca anlatan tınılara sahiptir. Öyle ki ilerde buluşmalarımızda yeniden blues dinlemeye gitmek isteyeceğine eminim." "İlerde buluşmalarımız" kısmı kasten yavaşça söylenmiş kısımdı ve... Hey fikri empoze etmenin en iyi yolu tatlı tatlı süslenmiş kelimelerin arasına tıkıştırmak değil miydi?

"Ben... Müzik dinlemeyi severim aslında. Rütbeme atanmamın ardından ne kadar dinleme fırsatım olur bilemem tabii. Yine de müzik çoğu zorunlu işlerimin arasında dahi ön planda kalıyor hep. Alternatif rock, klasik müzik... Abartısız ve kasıntısız her müziği severim aslında. Ve bir de blues tabii." dedi gülerek. Müzik üzerine bir konuşma açılıyorsa eğer, Marlane'i bir dakika dahi konuşturmadan uzun uzun anlatabilirdi Leon. Kemanına aşıktı en başta. Dünyanın biçimlenemeyecek kadar estetik notalarıyla kalbinin atması kadar eşsiz bir zevk yoktu.
"Müzik demişken, sadece Opera önünden geçmek yetmez. Paltonun cebine yanlışlıkla bir bilet düşürsem benimle operaya da gelir misin?" dedi kaşlarını çatıp dudaklarını ısırarak. Mahcuptan sonra hınzır bir sırıtış için burkulmaya başlamıştı dudakları. Gözlerini yoldan ayırmıyordu göz ucuyla arada kızın mimiklerine bakarken. "Evet, arsızlığımın yolunu açtın bir kere. Daha önce önümün hiç alınmadığını söylemiş miydim? Söylemediysem şimdi duy, seni tek bir geceyle bırakmayacağım." dedi teklif üzerine teklif verişine bir göndemeyle sesli gülerek.
Direksiyonunu döndürürken gidecekleri kulübün sokağını uzaktan görüyordu...


Rp bitmiştir.

out: Şehir merkezinden devam ederiz diye düşündüm ben de zaten rezil olan rpmi bitireyim dedim q.q İstersen sen başlat orada rpyi de? Rp ismi "Robert Johnson'ın Şeytanı" olur hatta. Leonun arabayı park edişini falan yazarsın, sorularına yanıt verirsin neblim q.q Öyle yani...

●.._.·●.._.·●............♣............●·._..●·._..●


    anarchyintheyukeyI've been watching, I've been waiting,
    anarchyintheyukeyIn the shadows, for my time. In the Shadows...



    I'm Sherlocked!:
     

    I'm Serdar Ortaçed!:
     

    I'm Ringed!:
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://bleedingmoon.soulsboard.com/t182-leon-lewispaul-tibbets
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Macbeth'e Reklam Arası   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Macbeth'e Reklam Arası
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kanayan Ay  :: Londra :: Opera-
Buraya geçin: