Kanayan Ay

*Buraya random gothic cadılı söz geliyor*
 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Eğitim ve Olağanüstü Futbol Dansı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
L. Rafael Santiago
Eğitmen
Eğitmen


Mesaj Sayısı : 164
Kayıt tarihi : 17/02/12
Soy Kökeni : İnsan
Hobiler : Futbol, yüzücülük, sörf, bir de gitar çalıyor.
Namı : Leonardo ve...Tigrão!

MesajKonu: Eğitim ve Olağanüstü Futbol Dansı   Çarş. Mart 14, 2012 9:16 pm

Özgür, öylesine bir tavırla ıslık çalarak çıktıktan sonra az basamaklı merdivenlerden, orada, avludan akademi binasından girişi sağlayan çift cam kapıda gördü onu; kendi yansımasını. Durakladı görüş açısının daha net olmasını sağlayabilmek için. Cam yüzünden renkler o kadar da net olmasa da yine de az çok görebiliyordu kendini; gündüz enerjisi ile gülümseyen yüzünü, saçlarının alnına nasıl döküldüğünü, giydiği gömleğin üst düğmelerinin açık bırakılmış olduğunu, yakasının altından açık düğmelere iki taraftan uzanan, fiyonk haline getirilmemiş kuşağını... Kendine şöyle bir baktıktan sonra sergilediği tepki gülümsemesinin artmasından ibaret oldu. Kapıyı tutan eli harekete geçti yeniden, kapıyı açtı ve girdi içeriye ıslık çalmaya devam ederek.
Akademideki ilk günü denebilir miydi bu güne? Yani... Belki. Daha önce gelmişti Black Rose'a, fakat sadece dışarıdan görmüş ve etrafı tanımasına olanak tanımayan kısa bir süre içinde bir odaya yönlendirilmişti. Şimdi ise gerek üniformalarıyla, gerek serbest kıyafetleriyle, ellerinde kitaplarıyla, geniş koridorun her bir yanında kendi aralarında değişik gruplar oluşturmuş genç öğrencileri görüyordu. Kimileri duvarlara yaslanmış sohbet ediyor, kimileri panolardaki yazıları okuyor, kimileri ise ağır hareketlerle yürüyorlardı sohbet ederek.
İngiltereye geleli bir haftadan fazla zaman olmamıştı. Kaç gündü? İki? Üç? Ya da dört? Tam olarak hatırlayamıyordu, iki veya üç geceden fazlasını. Brezilya'nın yaz bitiminde gelmişti İngiltere'ye. Rio Karnavalının birkaç gün ardından. Aslında ona kalsa daha fazla kalırdı São Paulo'da, tatil yapıyordu orada. Eski dostlarıyla da buluşuyordu hem. Ama asıl o zaman, İngiltere'de kalırdı aklı. Çünkü Brezilya'da cıvıl cıvıl yaz günlerinin, sahilde eğlencelerin, karnavalların yaşandığı sırada soğuk, kış ve kar günleri yaşanıyordu Avrupa ve İngiltere'de. Karnavalları hep biliyordu zaten, fakat daha önce hiç kar görmemiş bir Güney Amerikalı olarak böyle bir şeyi kaçıramazdı. Lakin kaçırmıştı işte. Geldiğinde ortalıkta hiç kar falan görememişti.
Geldiği ilk gün yanında getirdiği eşyalar iki valizden ibaretti; içlerinde ise en sevdiği futbol üniformaları, birkaç giysi ve kendi kişisel eşyaları... İlk gün, yeri daha önceden ayarlanmış olan bir otel odasında kalmıştı. Diğer birkaç günde ise Londra'nın gece hayatı hakkında şimdilik işe yarar bir iki bilgi edinmişti galiba, bir de birkaç dost. Geri kalan günlerde ise tanımadığı evlerde uyuklamıştı, kimde kaldığı hakkında hiçbir fikri yoktu.
Pantolonunun cebindeki ellerini, bir kız grubu yanından geçmeden çıkardı ve kendine en yakın olan kızı kolundan kibarca tutarak çekti kendine. Biraz fazla yakınına çekmişti onu, temas etmeleri kaçınılmaz olmuştu, ama en azından kızın da ona bakmasını sağlamıştı.
"Com licença bonita*," tenini müthiş bir uyumla süsleyen yeşil gözleriyle gülümseyerek selam veriyordu bir yandan. "Öğretmen odalarını arıyorum." Sevimli, özür dileyen küçük çocuk gülümsemelerinden birinin yüzünde belirmesine izin verdi. Kolunu tuttuğu kız mavi gözlerini ilk esir alınmış koluna, ardındansa ne durumdalar diye onu bekleyen arkadaş grubuna baktıktan sonra Rafael'e geri dönerek gülümsedi ve "Üst katta." diye mırıldandı zorla duyulan bir ses tonuyla. Yanaklarında, ilk beyazlığına oranla daha kırmızı rengi fark edebiliyordu Rafael, aynı gülümsemesiyle onayladı kızı, kolunu istemeyerek (aslında o pozisyonda çok güzel hareketler sergileyebilirlerdi) serbest bıraktı.
Amacı tam olarak... İlk olarak profesörleri ve eğitim ile ilgili diğer görevlileri bulmaktı herhalde. Çünkü bildiği tek şey bir eğitmen olduğuydu. Ve de bir grup öğrenciyi futbol konusunda eğiteceği... Tamam, bir de okulda özgürce gezebilecek, bedava yemek ve kahveden yararlanacak, sonra bir de maaş alacaktı; bunun karşılığında ise tek görevi işte o minik gruba, bir grup velete iyi bir şekilde futbol oynamayı öğretmek, antrenörlüklerini yapmak olacaktı. O halde, görevinin ilk birkaç günü Londra'da bir turist gibi gezinip tembellik yaptığına göre artık işe koyulmanın zamanı gelmiş demekti. Tam olarak ne yapacağını bilmediğinden, ilk olarak profesörlerden, öğretim görevlisi meslektaşlarını bulup onlarla tanıştıktan sonra onlardan yardım da alabilirdi.
Üst kata çıktığında karşısındaki manzara yine aynıydı; aynı derslikler, yine öğrenciler, yine geniş bir koridor... Yanından geçtiği her kapının ilk önce ismine, sonraysa kapısındaki ufak pencereden içeriye bakarak öğretmenlerin bulunduğu yeri aramaya devam etti koridor boyunca. Koridorun sonlarına doğru geldiğinde ise kapıdaki isimlerden daha dikkat çekici bir şeye rastladı. Öğrencilerden daha farklı giyinmişti, sarı saçlarının arkasında uzun bir örgüsü vardı, bir öğrenciden daha büyük görünüyordu; yanına gitmeye karar verdi Rafael. Ona yaklaşırken, garip hareketler sergilediğini fark etti. Kendi etrafında dönüyor, kollarını kaldırıyor, benzeri şeyler yapıyordu. Dans... ediyordu belki? Biraz garip karşılanabilirdi durduk yere yapılan bu hareket, tıpkı onun da baktığı gibi yanından geçen öğrenciler tip tip bakıyordu genç adama. Tam yanına gelip ona dokunarak selam verecekti ki, adam geri geri yürürken hızlı bir hareketle dönmeye kalkınca çarpıştılar birbirlerine, bunu beklememişti işte. Hafif bir kahkaha atarak selam verdi genç adama Rafael, eğlendiğini belli edecek şekilde gülümseyerek.
"Desculpe**, ehm... Bunu beklemiyordum. Üzgünüm."

Out:
Başlık adını dolsun diye yazdım, düzeltiriz sonra şsdlfkşd
*Com licença bonita derken, Özür dilerim güzel bayan gibi bir anlamda kullanıyor o cümleyi.
**Desculpe, sorry ile aynı anlamda.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Johann R. Müller
Drama Eğitmeni
Drama Eğitmeni


Mesaj Sayısı : 104
Kayıt tarihi : 01/03/12
Soy Kökeni : Avcı güya.
Hobiler : Sanat, spor ve müzikle ilgili her şey.
Namı : J.R.M. -imzasını böyle atıyor-

MesajKonu: Geri: Eğitim ve Olağanüstü Futbol Dansı   Perş. Mart 15, 2012 11:15 am

Her zamanki gibi bir gündü. Johann otel odasındaki yatağında uyanmış, uyuşuk adımlarla yerinden kalkmış ve yavaş hareket ederek gidip kısa bir duş almıştı. Bir evi olmasına rağmen otelde kalması ise geçmişteki korkularından kaynaklanıyordu. Tüm bu kötü anılarını hep yaptığı gibi görmezden geldi ve duştan çıkınca üzerine giyinmek için dolabını karıştırmaya koyuldu. Pek fazla sade giysisi yoktu. Aslında bu onu rahatsız da etmiyordu. Dikkat çekmeye alışık biriydi. Sadece sahnede oynamaya kalksa yeteneğinin azalacağını düşünüyordu bu yüzden de her an sahneye çıkacakmış gibi geziyordu. Dolabında gezindiğinde gözleri bu gün kahve ve krem karışımı giyinmeye karar verdi. Kısa bir süre sonunda hazırdı. Uzun saçını örerken aynaya baktı. Krem rengi pantolonu ve uzun kahverengi ceketiyle iyi göründüğünü düşünüyordu. Örme işi bitince de provaları için senaryosunu aldığı gibi otelden fırladı.
Bir kaç saat boyunca arkadaşlarıyla bir müzikali canlandırmaya çalıştılar fakat dans hareketlerinde hep bir aksaklık çıktı. Sözler karıştı, hareketler şaştı. Kısa süre sonra herkesin morali bozuldu. Sonunda provayı erken bitirmek zorunda kaldılar. Hepsi gidip daha fazla çalışacaktı. Johann ise bunun üzerine ek iş olarak yaptığı okula doğru ilermeye başladı. Orada da çocuklara tiyatro sevgisini aşılamaya çalışıyordu. Bir kaç aydır burada çalışıyordu ve ne öğrenciler onu tanıyabilmişti ne de o onları. Yine de tiyatro konusundaki tutumu tuhaf karşılansa da okulda bulunan yetenekli çocuklar onu mutlu ediyordu. Adımlarını hızlandırıp okula geldiğinde ise daha klüp toplantısına çok vakti olduğunu öğrendi. Buna canı sıkılmadı elbette. Pek boş kalabilen biri olmadığından senaryosunu çıkartıp çalışmaya koyuldu. Fakat dersler olduğundan boş sınıf bulamadı. Kısa süre boşalsa bile sınıflar daha sonra doluyordu. Johann ise sürekli bölünmesinden rahatsız olmuştu çalışmalarının. Bu yüzden soluğu koridorlarda aldı.
Dans ettiği için kendisini tanımayan öğrenciler garip garip bakıyorlardı. Tiyatro klübünden bir kaç kişi ise onu tanımış ve sadece gülümseyip selam vermişlerdi. Johann bunların pek farkında değildi çünkü her zaman yaptığı gibi prova bile olsa gerçek bir gösteri yapıyormuş gibi davranıyordu. Kendi ekseninde döndü koridorda ve güneş ışıklarının parlaklığı gözlerini kamaştırdı. Harika bir duyguydu bu. Kollarını kaldırdı ve tekrar döndü. Bir yandan da dans edeceği şarkıyı mırıldanıyordu. Güneş ışıkları koridorlara bile ayrı parlaklık kazandırmıştı onun gözünde. Kanının kaynadığını hissetti. İçi mutlulukla doldu. Dışardan nasıl göründüğünü umursamadan gülümseyerek dans etmesine devam etti. Ceketinin etekleri kendisi ile beraber dönüyordu. Bir an dikkatinin dağılmasıyla az daha bir öğrenciye çarpacaktı. Tabi öğrenciden aldığı kötü bakışlar üzerine kendini tanıttı ve onun ortalıktan uzaklaşmasını sağladı.
Ardından Johann dansına geri döndü. Bir çarpışma daha istemiyordu. Fakat o kadar mutluydu ki uçar gibi hareket etmeye başladığını sonradan anladı. Geri geri gitti ve hızlı bir dönüş yaptı. En azından yapmaya kalktı. Birine çarptığını hissettiği anda az önceki olaydan dersini almadığını düşündü bu kadar hareketin üzerine kıpkırmızı olarak. Soluklanarak geri çekildi ve kendisine selam veren adama baktı. Kendi yaşlarında birine benziyordu. Anlaşılan öğrenci değildi. "Desculpe, ehm... Bunu beklemiyordum. Üzgünüm." Adamın gülümsemesine baktı bir an Johann. Kızmadığı için memnun olmuş bir şekilde o da selam verdi. "Asıl ben üzgünüm. Daha dikkali olmalıydım." Daha sonra içinde oluşan enerjiden sanki adama hızla çarpmamış gibi onun kollarından tuttu ve heyecanla konuşmaya başladı. "Ama şu havaya baksana. Nasıl bir enerji var! Senaryom olmasa bile yine dans ederdim. Böyle bir günde..." Adama yapıştığını farkedince geri çekildi gülümseyerek. "Yeniden özür dilerim bazen kendime hakim olamıyorum. Harika bir mutluluk bu." Çok konuşmaya başladığını anlayınca da bir adım uzaklaştı ondan. Kendini tanıtma gereği duydu birden. En azından karşısındaki hastaneden kaçmış biri olduğunu düşünmesin diye. "Ben Johann Müller. Tiyatro eğitmeniyim. Yani eğer burada kalacaksanız şimdiden alışmaya bakın." dedi gülerek. Eğer o da kendisi gibi bir eğitmense en azından konuşabileceği birileri olacaktı. Diğerleriyle pek fazla konuşma fırsatı olmamıştı ve hep işleri olduğundan Johann da bu konunun üzerine pek varmamıştı. Şimdi tek istediği dans etmekti yeniden. Karşısındakine bakıp gülümsedi. Bir yandan da renginin eski halini alıp almadığı merak ediyordu.



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
L. Rafael Santiago
Eğitmen
Eğitmen


Mesaj Sayısı : 164
Kayıt tarihi : 17/02/12
Soy Kökeni : İnsan
Hobiler : Futbol, yüzücülük, sörf, bir de gitar çalıyor.
Namı : Leonardo ve...Tigrão!

MesajKonu: Geri: Eğitim ve Olağanüstü Futbol Dansı   C.tesi Mart 31, 2012 1:56 pm

Sözlerini bitirir bitirmez adamın tepkisi ne olacak diye gülümseyerek bekledi tepki vermesini. Daha çarpıştıkları anda adamın yanaklarında beliren, onun o izlenmeye değer beyazlığını sevimli bir tona çeviren hafif kırmızılığın eski hale dönmesi bile gülümsemesi için yeterliydi Rafael'e. Aah, ne kadar da tatlıydı! Üstelik sadece sevimlilik söz konusu değildi, genç adamın tropikal iklimlere yabancı olduğunu açıkça belirten beyaz tenine, sarı saçlarına müthiş bir uyum sağlayan güzel yeşil gözleri vardı. Saçları; özellikle de saçları çok farklıydı. Farklıydı fakat... Bu farklılık kötü anlamda değildi. Adamın çarptıktan sonra tepkisinin ters ters bakarak neden dans eden birine temkinsizce yaklaştığı konusunda söylenmek ya da hakaret etmek ya da herhangi benzeri bir şey olmamasına sevinmişti en azından. Neyse ki İngilizler konusunda bahsedilen rivayetler o kadar da yerinde değilmiş, kendisine karşılık olarak verilen bir gülümseme ve özrün ardından ilk olarak ne yapacağına karar veremedi Rafael, fakat hemen sonra belli belirsiz bir bir sırıtmayla "Sorun değil." demeyi başardı.
Genç adamın hiç bozuntuya vermeden devam etmesi çok hoşuna gitmişti. Gayet neşeli, eğlenceli biri gibi görünüyordu. Ona verdiği karşılık olan sürekli gülümsemesini yüzünden indirmeden gülerek onayladı onu. Bu ne neşeydi böyle? Avrupalıların çoğunun soğuk, bulutlu ve kapkara havanın etkisiyle gülümseme duyularını kaybetmiş soğukkanlı ve somurtkan insanlar olduğunu sanırdı hep. Bu adamın öyle olmadığı belliydi, demek ki o, genel olmayan kesime aitti, ya da Avrupa kesimine ait değildi.
Adam onu kollarından tutarken yeniden dikkat etti saçına. Saçı tam olarak uzun sayılmazdı, daha çok arkadan bir kuyruğun örgüyle örülmesi gibiydi alnına dökülen perçemlerden yola çıkılırsa. Daha önce buna benzer bir şekilde uzatmıştı saçını. Genç adam büyük bir enerjiyle ve sevinçle güzel havadan bahsedip, kendini tanıttıktan sonra sırıtışı büyük bir gülümseme halini aldı. Senaryo... Şey mi demekti... Hah, evet. O halde, bir senaryosu olduğuna göre oyuncuydu karşısındaki, sim, zaten tiyatro eğitmeni olduğunu söylemişti.
"São Paulo'dan yeni geldim sayılır, sanırım güzel havayı da yanımda getirdim. Adım Rafael." Tipik gülümsemelerinden birini kullanarak konuşurken bir değişiklik fark etti. Galiba soy adlarını da tanıtıyorlardı buradakiler, ilginç. Bir an lafı eksik kalmış gibi hissedince, bir duraksamaya denk gelmiş gibi ara verdiği sözlerine devam etti bozuntuya vermeden. "Rafael Santiago. Eu...* Geliş amacım eğitmenlikti. Futbol eğitmeni olacağım... Yani işe nasıl başlayacağımı öğrendikten sonra. Futbolu oynatmaktansa kendim oynamayı tercih ederdim fakat... Meslek işte, yeni bir takıma katılana kadar bir yandan eğitmenlik yapacağım sanırım. Memnun oldum." Bir eğitmene denk gelmek harika bir şeydi. Rafael ya gerçekten şanslıydı, ya da akademide çok fazla eğitmen vardı. Acaba akademide çok fazla eğitmen var mıydı? Mesela... Eğer birden fazla futbol eğitmeni varsa, bu iş rekabete dönebilirdi. Fazla hırslı ve hırsını kine çeviren biri değildi fakat eğer başka eğitmenlerle okulun futbol yeteneklerini paylaşmak zorunda kalacaksa, bu işi ciddi bir rekabete çevirebilirdi. Sonuçta en iyi ve en yetenekli öğrenciler ona ait olmalıydı. Her anlamda. Söz konusu olan şey eğer onun vereceği eğitimse ki bu eğitim futbola, en sevdiği spor dallarından birine aitse hele işine önem verecekti, akademinin minik futbol şampiyonlarını kimseyle paylaşamazdı. İyi bir futbolcunun öğrencileri de iyi futbol oynamalıydılar. Bunları aklından hızlı bir şekilde geçirirken ise bir an olsun yüz ifadesini değiştirmemişti.
Genç adamın adı Johann olduğuna göre... İngiliz miydi gerçekten? Çünkü adı biraz değişik gibiydi... İngiliz isimlerinden ne kadar anladığı bilinmez ancak soy adının telaffuzunu duyduktan sonra bu konu hakkında bir şüphe yaşamaya başlamıştı Rafael. Bunun dışında ona biraz daha yakınlaşabileceğini düşünüyordu. Şimdilik sadece sıcakkanlı davranmayı tercih etmişti, ancak sıcakkanlılığı ileri derecelere de çıkarabilirdi isterse. Sonuçta adam bunu hak edecek kadar hoş görünüyordu bir kere, bazı şeyler inkar edilmemeliydi, değil mi?


*Eu = Ben
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Johann R. Müller
Drama Eğitmeni
Drama Eğitmeni


Mesaj Sayısı : 104
Kayıt tarihi : 01/03/12
Soy Kökeni : Avcı güya.
Hobiler : Sanat, spor ve müzikle ilgili her şey.
Namı : J.R.M. -imzasını böyle atıyor-

MesajKonu: Geri: Eğitim ve Olağanüstü Futbol Dansı   Paz Nis. 01, 2012 5:14 pm

Karşısındakinin gülümsemesi Johann'ı memnun etmişti. En azından tuhaf karşılanmadığı için mutluydu. Etrafındakiler ağır kanlı kişiler olduğundan onu farklı görüyorlardı. Bu yüzden Johann çabuk sıkılan biri olup çıkmıştı. "São Paulo'dan yeni geldim sayılır, sanırım güzel havayı da yanımda getirdim. Adım Rafael. Rafael Santiago. Eu... Geliş amacım eğitmenlikti. Futbol eğitmeni olacağım... Yani işe nasıl başlayacağımı öğrendikten sonra. Futbolu oynatmaktansa kendim oynamayı tercih ederdim fakat... Meslek işte, yeni bir takıma katılana kadar bir yandan eğitmenlik yapacağım sanırım. Memnun oldum." Onun sözleri sonunda Johann'ın yüzüne sahnede kullandıklarına benzer bir gülümseme yayıldı. Aslında her hali sahnedeki gibi olduğundan abartılı oluyordu çoğu davranışı. Ama bu ona garip bir şekilde yakışıyordu. Silik duramayacak kadar parlak bir görünüşe sahipti. Rahat bir tavırla adını yeni öğrendiği meslektaşını süzdü. Pantolonundan gömleğine, oradan yeşil gözlerinin parladığı yüzüne ve koyu renk saçlarına... Nasıl futbol oynadığını merak etmişti. Rahat mı yoksa hırslı mı? Bakışları kendisininkilerle aynı renk olan gözlere takıldı. Başını hafifçe yana eğdi. "Ben de memnun oldum." diye mırıldanırken onun etrafında bir tur attı. Yeniden gülümsedi ve derin bir nefes alıp konuşmaya başladı:

"Futbol oynayalım bir ara. Kazanan kaybedenden bir şeyler ister. Eğlenceli olur hem. Ama senden bir ricam var şimdi." Heyecanla ellerini havaya kaldırdı ve kendisini işaret etti. "Benimle dans etmeni istiyorum. Dans çalışmam lazım ve tek başıma pek ileri gidemediğimi gördün." Kanı kaynadığı için cevap beklemeden yeniden konuşmaya başladı. "Kabul ettiğini varsayıyorum." dedi ve onu elinden çekip koridorun ortasına getirdi. Şimdilik kayıtlı bir müzikleri olmadığından mırıldanmaya başladı önce melodiyi. Hareketli bir müzikti. Gülümseyerek önce selam verir gibi yaptı ona doğru. Ardından doğruldu ve onun elinden tuttu. Ellerinin arasında beyaz bir eldiven olmasına rağmen onun sıcaklığı hissetmek Johann'ın daha çok gülümsemesine neden oldu. İyice açıldı ve dönerek önünden geçti. Her dönüşünde ceketinin etekleri, saçlarıyla beraber savruluyordu. Rafael'in diğer tarafında durdu ve geriye doğru bir kaç adım attı. Kayarcasına bir adım attı yan tarafa doğru. Bir yandan melodiyi mırıldandığı için nefesi pek yetmiyordu. Kalbi çok hızlı atıyordu ve bu yüzden kızarmaya başlamıştı. Sonunda çizmeleri yerde kaydığından sendeledi ve nefes nefese durdu. Hafifçe eğilip soluklandı. "İşte bu yüzden pek ilerleme kaydedemiyorum. Ah yoruldum sanırım." Güldü yavaşça. Sevdiği bir şeyi yaparken yorulmazdı asla. Kötü hissetmez ya da hasta olmazdı. Bunlar sadece Almanya'ya geri dönerken olurdu. Yılda bir kez... Moralinin bozulmasına izin vermemek için doğruldu ve ona baktı. "Sanırım çok kötüydüm." Bir kaç öğrencinin uzaktan kendilerini izlediğini görünce gülümseyip el salladı. Saç örgüsünü tekrar arkasına attı ve kollarını oynattı. Daha çok çalışması lazımdı ama bu onu sıkmaktan çok mutlu ediyordu. Eldivenli eline baktı bir an ve başını kaldırdı. Aynı göz rengine sahip olmalarına rağmen kendisinin aksine Almanyada doğmamış olan Rafael'e doğru döndü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Eğitim ve Olağanüstü Futbol Dansı   Bugün 5:16 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Eğitim ve Olağanüstü Futbol Dansı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» çökmüş deve bunudamı çoban yaptı
» 10 Ağustos 2010 İddaa Futbol Maç Sonuçları (10.08.2010)
» 26 Ağustos 2010 İddaa Futbol Maç Sonuçları (26.08.2010)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kanayan Ay  :: Londra :: Black Rose Akademisi :: Koridorlar-
Buraya geçin: