Kanayan Ay

*Buraya random gothic cadılı söz geliyor*
 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Güneş, Kum, Top ve İlk Planlar | Geçmiş Rpsi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Dean Oliver Bancroft
Kirli Kan & Black Rose Akademisi Öğrencisi
Kirli Kan & Black Rose Akademisi Öğrencisi
avatar

Mesaj Sayısı : 54
Kayıt tarihi : 19/02/12
Soy Kökeni : Anası cadı falan
Hobiler : Her türden kumar oynamak, milleti kumarda altın işlemeli küloduna kadar soyup o külodu adamın kafasına takıp rezil etmek, spor yapmak, bomba düzenekleri kurmak falan.
Namı : Yavru ananas. onun haricinde bilmiyom :3

MesajKonu: Güneş, Kum, Top ve İlk Planlar | Geçmiş Rpsi   Cuma Mart 23, 2012 3:39 pm

    "Doğru düzgün oynamazsan eğer emin ol o bikiniyi bir daha çıkaramazsın"

    Önceki gece elinde kalan son kuruşlarını da oyuna yatırmış haliyle beş parasız kalmıştı. Üstüne üstlük masadaki hileciyi ifşa etmesi içeride bir kavganın çıkmasına sebep olmuş ve masanın 'tesadüfen' havaya uçmasıyla bu kavga sonuçlanmıştı. Tabi bunun sonunda etraftaki herkes tarafından tanınan Dean yaka paça evden atılmış, biraz para kazanma hayalleri ise arkasından patlayan kapı gibi bir anda paramparça olmuştu.

    Üç gün içerisinde para bulması gerekiyordu aksi taktirde silahlarını yaptırdığı şerefsiz adam -tasarımını Dean'ın kendisinin yaptığı, gerekli maddeleri kendisi bulduğu ve hatta yapımı için önceden biraz para bıraktığı- saf titanyumdan silah-kart destesini başkasına satacaktı. Bir ailesi olmadığı on yaşından beri para bulma konusunu tek başına halletmeye çalışır ve çoğu zaman tıpkı şuan ki gibi cepleri dışarıda dolaşırdı. Şuan oyun için başka bir yere gidemezdi, gitse bile oradan kredi alması gerekirdi ki kredi kadar ona salakça gelen başka bir sistem daha yoktu. Büyük istimalle bunun sebebi borçlu kalmaktan nefret etmesiydi. İşte o anda rüzgar bu çocuk için yapabileceği en iyi şeyi yapmış üzerinde bir kaç tane sıfır olan bir kağıdı suratına yapıştırmıştı. Kağıdı suratından çekince önce hayal kırıklığına uğramış ardından ince, küçük bir gülümseme belirmişti yüzünde. Hayal ettiği gibi para hemen eline geçemeyecekti belki ama sonuçta orada yatan para Dean'ındı. Kağıda tekrar baktığında voleybol turnuvasının ertesi gün olduğunu ve yanına bir eş bulması gerektiğini gördü. İşte bu biraz işleri bozacak gibi görünüyordu ama başka şansı yoktu. Cebinden telefonunu çıkarıp isimlere tek tek baktı ve kendisine en sportmen görünen ismi seçip aradı.


    O kız şimdi tam karşısında kendisine kocaman bir gülümsemeyle aptal aptal sırıtıyordu. Vücudu düzgündü fakat bir sporcu gibi durmuyordu. Sarışın, yeşil gözlü, kalkık burunlu ve dolgun hatlıydı. Kısacası bir erkeğin yanından geçerken o erkeğin arkasına bakmaktan önünü görmemesi ve bir arabayla elli metre sürüklenmesi sonucunda bile mutlu kalacağı türden biriydi. Dean içinse sadece parasıyla arasındaki bir engel gibi görünüyordu. Acaba nasıl manşet atılacağını biliyor muydu? Saatine baktı, henüz başlamalarına daha zaman vardı. İlk önce standın önündeki sıraya girip isimlerini yazdırdılar ve ardından bir top alıp çalışmaya başladılar.

    Kız gerçekten Dean'ın tahmin ettiği gibiydi, felaket! El-göz koordinasyonu sıfırdı, manşet yapamıyordu fakat yinede parmak pasında biraz iyi gibiydi. Smaç çalıştırmayı denediği anda vazgeçmek zorunda kaldı çünkü -dışarı hiç yansıtmadığı- sinirleri yüzünden top elinde atomlarına ayrılmıştı. Çalışmaya devam etmek zorundaydılar bu yüzden Dean kızı top almaya yolladı kendisiyse biraz rahatlamak için denize girdi. Serin su üzerinde buharlaştıkça kendisini daha iyi hisseden tiplerdendi.

    Kırk dakika sonunda biraz gelişme kaydetmişlerdi. En azından adını hatırlayamadığı sarışın kız manşet yapmayı öğrenmiş, yamuk yumuk gitse de topa vurabilmeyi başarmıştı. Smaç denemeleriyle gerçekten uğraşacak hali kalmamıştı gencin bu nedenle artık çalışmayı bırakmaya karar verdi. On yada on beş dakika sonra turnuvalar başlayacaktı, biraz dinlenmeleri ikisininde hayrına olacak gibiydi. Oturduğu bir şemsiyenin altından etrafı izlemeye başladı. Kendisi gibi top alıp çalışan çok fazla kişi vardı fakat bir çoğu ciddi anlamda kötüydü. Tek başına bile olsa rahatlıkla çeyrek finale çıkabileceğini düşünüyordu Dean. Fakat ondan sonrası bu kızla biraz zor olacaktı. Nefesini sıkıntılı bir şekilde verdi ve plaj kral/kraliçesi hakkında türlü yorumlar yapan zorunlu eşini dinlememeye devam etti.




En son Dean Oliver Bancroft tarafından Perş. Nis. 19, 2012 1:43 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Robin Adler
Simyacı Kökenli & Seri Katil
Simyacı Kökenli & Seri Katil
avatar

Mesaj Sayısı : 150
Kayıt tarihi : 25/02/12
Soy Kökeni : Simyacı, insan melezi.

MesajKonu: Geri: Güneş, Kum, Top ve İlk Planlar | Geçmiş Rpsi   Perş. Nis. 19, 2012 1:06 pm

    Bu çok garip bir durumdu, zamanında popüler olan eski sevgilinin tam bir loser haline gelmesi gerçekten çok garip bir durumdu.

    Karşı takım kötü olmamasına rağmen Robin çoğu topa yetişmeyi başarıyordu, ancak yine de kaybediyorlardı. Robin’in eşi görmeyeli hakikaten kazma bir genç adam olup çıkıvermişti ve Robin de küçülmemekte ısrar eden gözbebekleri sağ olsun güneş altında oynanan oyunlarda tam performansını da gösterebiliyor sayılmazdı. Hiçbir şekilde vurması mümkün olmayan topları mecburen şu salağa bıraktığında da, istisnasız hepsini kaçırıyordu.

    Hakem bir puanı daha karşı takıma verip seti kapatırken Robin uzun kısımlarını iki örgü yaptığı saçlarını geriye, sırtına atarak nefesini yavaşça sıcak havaya bıraktı. Güneşten fazlasıyla rahatsız olan gözlerini kısa bir süre yumdu. Uzakta bir yerlerden gelen pop müziği, gülen, dans eden, soğuk içecekler eşliğinde muhabbet eden insanları ve denizin davet edici sakin dalgalarını duyabiliyordu.

    O ise buradaydı, son senede aklı başına gelip ders çalışmak için sporu bir süre bırakmaya karar veren, birkaç hafta çıktığı, kendinden birkaç sınıf büyük alelade bir çocuğun yanında plaj kraliçesi olmaya çabalıyordu.
    İmkansızdı bu, ah evet kesinlikle imkansızdı. Ondan kurtulması gerekiyordu.
    Arayı geçirmek üzere çocukla birlikte şezlonglara yürürken onun da keyfinin kaçık olduğunu görebiliyordu göz ucuyla, güzel, bu işleri kolaylaştırırdı.

    ‘‘Colin.’’ güneşte renkleri iyice açılan gözlerini açıp, başını kendinden uzun çocuğa doğru hafifçe kaldırdı. O kısa sinirini-bastırma anı bitmişti. Hafifçe güldü ‘seni küçümsemiyorum ama durumu ikimiz de görüyoruz’ dercesine. ‘‘Spora dönmek istediğine emin misin... Bu şekilde?’’ yürümeye devam ediyorlardı ama konuşmanın gidişatına bakılırsa bir yerlerde duracaklardı. Çocuğun başını iki yana sallar gibi olup gergince yutkunduğunu gördü, ah hiçbir zaman çok fazla konuşan bir insan değildi zaten ama… Eskiden bu havasına yorulabilirdi. Şimdi ise düpedüz asosyallikti.
    ‘‘Hey.'’ dedi elini çocuğun göğsüne koyup nazikçe onu durdurarak. Eh, bir süredir kendini eve kapatmasına rağmen göbek yapmamıştı en azından. Yoksa ona dokunmaya iğrenirdi, lütfen, standartlar. ‘‘Eğlenmek için buradayız. Eğer sen keyif alamıyorsan hatrım için burada durmana gerek yok.’’ dedi anlayışlı gülümsemesiyle çocuğun gözlerinin içine bakarken. Onun gözlerinde bir umut çaktığını gördü, tabii ya, şimdi bir bahane vermişti ona, ‘Ben kızın hatrı için buradayım canım, istediğim zaman giderim ve bu benim ezikliğimden olmaz.’ Ah evet, Robin’in iyiliği için burada olduğunu sanıyordu şimdi.

    ‘‘Yani… Evet. Pek eğleniyor sayılmam.’’ dedi çocuk renkli gözlerini denize kaydırarak. Robin’e çocuğun ses tellerini kesip atmak istettirecek kadar sinir bozucu geliyordu onun kalın sesi.
    ‘‘Öyleyse git. Önemli değil. Gerçekten.’’ rahatlamasını sesine zerre yansıtmayarak çocuğun göğsünü patpatlayıp elini çekti. Şimdiden yeni bir eş bulmaya dair kafasında bir sürü plan dönerken çocukla vedalaştı, çantasından şapkasını ve güneş gözlüklerini alıp düşünceli düşünceli dudaklarını ıslattı.

    İnsanları tahlil etmede kötü değildi fakat katiller dışında kimse hakkında kafasını yormaya uğraşmayacağından, bunu yapmayacaktı. Sadece memnuniyetsiz gözüken bir erkek arayacaktı, o kadar.
    Bir de iyi görünüşlü olacaktı tabii, standartlar.

    Bir süre tanıdıklara selam vererek etrafta dolaştıktan sonra pek de plaja ait gözükmeyen ve atletikliği hakkında pek bir fikir yürütemese de çok da kötü olmadığını tahmin ettiği biriyle oturan kendi okulundan tanıdık (ve aptal) bir kızı gördü.

    ‘‘Chelsea!’’ dedi mutlu mutlu kızın yanına kurulurken. Kız hiperaktiviteye yakın davranışlarla onu karşılarken bir an düşündü, bu kız geçen dönemlerde Colin’i görmüş olabilir miydi? Olabilirdi… Peki ondan hoşlanıyor olabilir miydi? Ah tabii ki de, bu hale gelmeden önce kim Colin’den hoşlanmazdı ki?

    Planı şekillenirken Chelsea’nin çok mutlu gözükmeyen ve henüz selam vermediği eşine göz kırptı, biraz sonra seni bu dertten kurtaracağım yoldaş.
    Çünkü hadi ama, Chelsea görünüşüyle spor yapabileceği yanıltısını veren bir odundu, okuldaki çoğu kişi bilirdi bunu.

    ‘‘Hey, buraya kiminle geldim biliyor musun?’’ dedi kızın dedikodu damarına basmayı hedefleyerek. Tahmin ettiği gibi kızın kendisininkinden koyu tondaki yeşil gözleri merakla açılmıştı. ‘‘Geçen seneki basketbol takımı kaptanını biliyorsun değil mi?’’
    Kız abartılı bir şekilde elleriyle ağzını kapatıp nefesini hızla çektikten sonra çocuğun ismini ciyakladı- Robin ise bu sese pek fazla dayanayıp tekrar lafını böldü. ‘‘Evet, evet o Colin Taylor.’’ dedi sanki bu gerçek kendisini çok mutlu ediyormuş gibi gülerek.

    Nedense bu bilgi kızın algılayabileceğinden fazla gibiydi, niye şimdi onunla olmadığını sorarken ilk kez gerçekten şaşkın gözüküyordu.
    ‘‘Ah bilmem, benimle yaptığı maç iyi gitmedi. Sanırım eşi olarak başka birini bulmak istiyormuş.’’ dedi Robin kayıtsızca. Kız içecek almaya gitmekle ilgili bir şeyler kekeleyerek ayağa kalkarken ona da mutlu mutlu veda etti.
    İnsanlar bu kadar salakken hayat ne kolaydı.

    Sonunda kız gözden kaybolunca gözlüklerini saçlarına itip hafifçe gülümseyerek kızın isimsiz partnerine elini uzattı.
    ‘‘Selam. Robin Adler.’’
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dean Oliver Bancroft
Kirli Kan & Black Rose Akademisi Öğrencisi
Kirli Kan & Black Rose Akademisi Öğrencisi
avatar

Mesaj Sayısı : 54
Kayıt tarihi : 19/02/12
Soy Kökeni : Anası cadı falan
Hobiler : Her türden kumar oynamak, milleti kumarda altın işlemeli küloduna kadar soyup o külodu adamın kafasına takıp rezil etmek, spor yapmak, bomba düzenekleri kurmak falan.
Namı : Yavru ananas. onun haricinde bilmiyom :3

MesajKonu: Geri: Güneş, Kum, Top ve İlk Planlar | Geçmiş Rpsi   Perş. Nis. 19, 2012 3:11 pm

    O gün şans Dean'dan yanaydı. Tabi kötü şans mı yoksa iyi şans mı olduğu tartışmaya açık bir konuydu ya, neyse. Daha ismini hatırlayamadığı kızla işi bitmemişken maça ilk çıkan takımların arasındaydılar ve bu durum sinirlerinin biraz daha bozulmasına sebep olmuştu. Ellerinin, farketmeden, başka şeyleri patlatmasına engel olmaya çalışarak üstündeki tişörtü çıkardı ve kızı önüne katarak kendilerini çağıran hakemin yanına gitti.

    Karşılarına çıkan grup eğlencesine gelmiş, sonundaki ödülü pek önemsemeyen uçuk tiplerdi. Bazen birbirlerine gülmekten Dean'ın smaçlarına engel olamıyorlardı fakat oynadıklarında iyi oynuyorlardı. Oysa yanındaki... Karşıdaki çocuğun dikkatini dağıtmaktan başka hiçbir işe yaramıyordu! Sağa sola koşturuyor, bileklerine düşen topu manşet atacağım diye kafasına çarpıyor ve sürekli ellerinin acımasından şikayet ediyordu. Onun yüzünden set sayısına 3 sayı kala topu patlatmış ve aradaki farkın tekrar bire inmesine sebep olmuştu. Yeni top ayarlanana kadar derin derin nefes alıp kendini rahatlatmaya, parayı ve kartlarını düşünmeye odaklandı. Daha sonra Chelsea'ye döndü, evet ismini sonunda öğrenmişti. Sunucu tarafından o kadar çok söylenmişti ki artık unutması imkansız hale gelmişti, "Bir daha o topa dokunmaya kalkarsan seni saçlarından başlayarak yakarım. Anlıyorsun beni değil mi?" dedi fısıldayarak. Hala sinirini bastırmaya çalışıyordu ve bu sesine de yansımaya başlamıştı fakat ne yazık ki kız yaptığı en iyi şeyi tekrar yapmış ve hiçbir şey anlamamıştı.

    Top ayarlanmıştı, maça devam ediliyordu. Karşı takım çoktan kazanma heyecanı içerisinde doğru düzgün oynamaya başlamıştı ve sürekli kızı hedef alıyorlardı. Dean'ın son kez ve gerçekten ciddi bir şekilde 'bırak' diye bağırması üzerine kız son bir kaç dakikayı yalnızca onun yolundan çıkmakla geçirmişti. Bu durum gencin işine daha çok gelmişti çünkü durumu toparlamış ve bir sayı öne geçmeyi başarmıştı. Bunun anlamı son bir sayıya daha ihtiyacı olduğuydu. Bu sayıysa gerçekten onu bile zorlamıştı. Saha çizgisinden biraz daha içeriye düşen topu Dean kendini yere atarak ters bir manşetle kurtarmıştı fakat top çok yumuşak gitmişti bu yüzden karşı takımın bunu karşılaması çok kolay olmuştu. Üstelik erkek oyuncu zıplamıştı, smaç atacaktı. Bu sefer topu kurtarması imkansızdı. Filenin hemen önündeki kıza bağırdı ve çocuğun önüne geçip ellerini kaldırmasını söyledi. Kız mutlu mutlu gülümseyerek çocuğun tam karşısına geçti ve gözlerini kapatarak ellerini havaya kaldırdı. O sırada kendini henüz toparlayabilen Dean küfretmemek için kendini zor tutar haldeydi fakat o anda bir mucize yaşandı. Top kızın açık kolları arasından kafasına çarpmış, tekrar yükselmiş ve filenin diğer tarafına geçip yere düşmüştü. O anda hakem düdüğü çaldı, set ve oyun alınmıştı. Kız çığlık atarak üstünü başını temizlemeye çalışan çocuğunun yanına koştu ve Dean kulağının algılayamadığı kadar yüksek frekansta çıkan tiz bir sesin arasından 'kazandık mı' kelimelerini duyduğunu sandı. Bu durumu çoğul kullanmasından hiç hoşlanmamıştı. 3 set boyunca yaptığı en iyi şey topun kafasına çarpması olmuştu ki bu kendi isteğiyle bile olmamıştı. Dişlerinin arasından "Evet" diyebildi ancak. Kızın tekrar çığlıklar atmaya başlaması üzerine hızla yürüyerek az önce oturdukları şezlonglara döndü.

    Bir maç şans eseri kazanılmıştı fakat daha önünde en az 2 oyun vardı yani bir sonraki tura geçmeleri yanındaki salakla birlikte imkansızdı. 'Ayakkabısını...' diye düşünmeye başladı. "Ayakkabısını yada bikinisinin iplerini patlatırsam oynayamaz..." O halde diskalifiye olabilir miydi? İsmi kayıtlı olanlardan bir oyuncuyu ayartırsa olmazdı değil mi? İşte o anda etrafına yeniden bakınmaya başladı. Hemen önündeki alanda oynayan bir grup vardı. Yeşil saçlı kız çekmişti hemen dikkatini, bunun sebebi saçları değil ciddi anlamda düzgün vuruşları ve zıplayabilmesiydi. Nitekim onun partneri de pek iyi gözükmüyordu, sportif bir vücudu vardı fakat gerçekten bir odun gibiydi. Yere düşmekten korkuyor gibi bir hali vardı ki sanırım bu yüzden topları kurtarmayı hiç denemiyordu. Düdük sesini duyduklarında kız sıkıntısını çaktırmamaya çalışıyordu. Yanındaki çocukla bir süre bir şeyler konuştuktan sonra onların olduğu yere yönelmişti. Anlaşılan yanındaki kızı tanıyordu. Bir kaç saniye sonra kız yanlarına oturmuş ve Chelsea'yle konuşmaya başlamış hatta Chelsea'nin yine o kulak tırmalayıcı seslerinden çıkarmasına sebep olmuştu. Ellerini yumruk yaptı, kız biraz daha bağırırsa gerçekten vuracaktı. Centilmenlik de bir yere kadardı. Fakat o vurmasına gerek kalmadan kız yerinden kalkmış ve hızla uzaklaşmaya başlamıştı. Fark etmeden tuttuğu nefesini bıraktı Dean ve yeşil saçlı kıza baktı. Biraz önce ona büyük ihtimalle göz kırpmıştı fakat Dean bunun için bir şey yapmamıştı. "Kibar davran" diye düşündü "Bu kız sana parayı kazandırabilir."

    "Dean" Dudakları hafifçe sağa doğru kayarak istemsiz, minik bir gülümseme oluştu. "Yeni partnerin." dedi kızın elini sıkarken.




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Güneş, Kum, Top ve İlk Planlar | Geçmiş Rpsi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kanayan Ay  :: Londra :: Deniz Kenarı-
Buraya geçin: